Ana içeriğe atla

MS de Psikolojik Bozuklukların Yaygınlığı





Multiple Skleroz’da Psikososyal Boyut: Ruh Sağlığı ve Görünmeyen Belirtiler

Multiple Skleroz (MS) yönetimi denildiğinde akla gelen ilk başlıklar genellikle ataklar ve fiziksel engellilik olur. Ancak MS, sadece sinir iletimini değil, bireyin duygusal dünyasını ve bilişsel yapısını da derinden etkileyen bir hastalıktır. Tarihsel süreçte "anlamsız bir rahatlık" (öfori) ile tanımlanan MS, günümüzde daha çok depresyon, anksiyete ve psikotik süreçlerle anılmaktadır.

1. MS ve Depresyon: En Sık Görülen Eşlikçi

MS hastalarında depresyon görülme sıklığı %40-45 civarındadır. Bu rakam, kronik fiziksel engeli olan diğer hasta gruplarıyla (örneğin romatizmal hastalıklar) kıyaslandığında MS’te anlamlı derecede daha yüksektir.

Buradaki kritik ayrım şudur: Depresyon ve anksiyete genellikle sosyal stres ve destek eksikliği gibi çevresel faktörlerle ilişkiliyken; öfori (aşırı neşe hali) ve duygusallık (patolojik gülme/ağlama) daha çok beyindeki MRI lezyon yükü ile ilişkilidir. Yani MS'te ruhsal durum, hem psikolojik bir tepki hem de doğrudan bir beyin patolojisidir.


2. İntihar Riski: Hayati Bir Uyarı

MS tanısı almış bireylerde intihar riski, genel nüfusa oranla 7,5 kat daha fazladır. Araştırmalar, bu riskin belirli dönemlerde zirve yaptığını göstermektedir:

  • Kritik İlk 5 Yıl: Resmi tanı konulduktan sonraki ilk 5 yıl en riskli dönemdir.

  • Cinsiyet ve Yaş: 30 yaşından önce tanı alan erkekler ile 30 yaşından sonra tanı alan kadınlarda risk daha yüksektir.

Bu veriler, özellikle tanı sonrası süreçte hastanın sadece nörolojik olarak değil, psikiyatrik olarak da yakın takibe alınmasının ne kadar "hayat kurtarıcı" olduğunu kanıtlamaktadır.


3. MS’te Psikoz ve Beyin Patolojisi

Psikoz (gerçeklikle bağın kopması), MS’te depresyona göre daha nadir görülse de ortaya çıktığında genellikle doğrudan beyindeki lezyon dağılımıyla ilişkilidir.

Nöroanatomik İlişki: Araştırmalar (Feinstein ve ark.), psikotik belirtiler gösteren MS hastalarında lezyonların özellikle sol temporal boynuz ve komşu bölgelerde yoğunlaştığını saptamıştır. Bu bulgu, MS’teki psikozun tesadüfi bir durum değil, hastalık sürecinin nörobiyolojik bir sonucu olduğunu doğrular.


4. Zemin Hazırlayan Faktörler: Genetik ve Yaş

MS’teki psikiyatrik tabloların oluşumunda genetik savunmasızlık da rol oynayabilir. Özellikle ailesinde duygudurum bozukluğu (Bipolar vb.) geçmişi olan MS hastalarında, psikiyatrik semptomların görülme olasılığı daha yüksektir. Ayrıca, başlangıç yaşının psikoz riskiyle ilişkisi, beynin yaşa bağlı bir savunmasızlığı olduğunu düşündürmektedir.

Tedavi ve Yönetim Stratejileri

MS'teki psikososyal faktörlerle baş etmek için "bütüncül" bir yaklaşım şarttır:

  1. Danışmanlık ve Destek Grupları: İzolasyonu engellemek ve sosyal desteği artırmak için.

  2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Depresyon ve anksiyete ile baş etme becerilerini güçlendirmek için.

  3. İlaç Tedavileri: Nörobiyolojik temelli semptomların (öfori, psikoz, ağır depresyon) denetimi için.

Sonuç

Multiple Skleroz ile yaşamak, sadece fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda zihinsel bir adaptasyon sürecidir. Görünmeyen semptomları (ruhsal değişimleri) fark etmek ve zamanında müdahale etmek, MS yönetiminin başarısını belirleyen en önemli unsurdur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...