Ana içeriğe atla

Kayıtlar

depresyon etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile Sürekli Düşünme Döngüsünden Kurtulun

  ​Zihnin Kontrol Yanılsaması: Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile Sürekli Düşünme Döngüsünden Kurtulun ​Hiç zihninizin içinde hapsolmuş gibi hissettiniz mi? Kendinizi sürekli geçmişteki bir hatayı analiz ederken veya gelecekteki olası felaketleri kurgularken buluyor musunuz? Klinik psikoloji dünyasında "tekrarlayan olumsuz düşünce" veya "sürekli meşgul zihin" olarak adlandırılan bu durum, kaygı ve depresyonun en temel tetikleyicilerinden biridir. ​Columbia Üniversitesi’nden Dr. Douglas Mennin, bu zihinsel döngüleri kırmak için geliştirdiği Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile modern psikoterapide yeni bir yol açıyor. İşte sürekli meşgul bir zihni sakinleştirmenin ve duyguları yönetmenin yolları. ​Sürekli Düşünmek Neden Bir "Kontrol Yanılsamasıdır"? ​Birçoğumuz, bir sorun üzerine saatlerce düşünürsek onu çözebileceğimize inanırız. Dr. Mennin'e göre bu aslında bir "kontrol illüzyonudur". Zihin, belirsizlikten kaçmak ve kendini güvende hissetmek i...

Yetersizlik Duygusu ve Mükemmeliyetçilik Arasındaki İlişki: Depresyon Riski Üzerindeki Etkileri

  Giriş Yetersizlik duygusu ve mükemmeliyetçilik, günümüz toplumunda giderek daha fazla karşılaşılan psikolojik durumlar olup, bireylerin ruhsal sağlığını derinden etkileyebilecek potansiyellere sahiptir. Her iki durum da, bireylerin kendilerine ve çevrelerine dair beklentilerinin aşırı yüksek olmasından kaynaklanabilir ve bu durum depresyon gibi daha ciddi psikolojik hastalıklarla ilişkilendirilebilir. Bu makale, yetersizlik duygusu ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiyi, bu durumların depresyon riski üzerindeki etkilerini psikolojik bir perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır. 1. Yetersizlik Duygusu ve Tanımı Yetersizlik duygusu, bireyin kendisini yeterli görmemesi, sürekli olarak eksik ve başarısız olduğuna inanması halidir. Bu duyguyu deneyimleyen kişiler, kendilerini diğer insanlarla kıyaslarlar ve genellikle kendi potansiyellerini küçümseyerek, başarılarını ve değerlerini göz ardı ederler. Yetersizlik hissi, genellikle düşük özsaygı ve güven duygusu ile bağlantılıdır. ...

İnme ,Depresyon,Bilişsel işlevler

İnme, Depresyon ve Bilişsel Bozulma   Depresyon ve Bilşsel   Bozulmaya   Etkileri •                     Depresyon özellikle bilişsel  rahatsızlıklar ile ilgilenirken göze alınması gereken önemli bir konudur. •                     Depresyon, zihinsel testlerin sonuçlarını etkileyebilir (Ruchinskas & Curyto 2003). •                     Hafıza ile ilgili hafif bilişsel bozuklukları bulunan depresyon hastalarında, bu bozukluklar Alzheimer tipi bunama ile ilişkilendirilir ve ilerlemesi daha hızlı gerçekleşebilir. (Modrego & Ferrandez 2004). •                     İnme geçirmi...

MS de Psikolojik Bozuklukların Yaygınlığı

Multiple Skleroz’da Psikososyal Boyut: Ruh Sağlığı ve Görünmeyen Belirtiler Multiple Skleroz (MS) yönetimi denildiğinde akla gelen ilk başlıklar genellikle ataklar ve fiziksel engellilik olur. Ancak MS, sadece sinir iletimini değil, bireyin duygusal dünyasını ve bilişsel yapısını da derinden etkileyen bir hastalıktır. Tarihsel süreçte "anlamsız bir rahatlık" (öfori) ile tanımlanan MS, günümüzde daha çok depresyon, anksiyete ve psikotik süreçlerle anılmaktadır. 1. MS ve Depresyon: En Sık Görülen Eşlikçi MS hastalarında depresyon görülme sıklığı %40-45 civarındadır. Bu rakam, kronik fiziksel engeli olan diğer hasta gruplarıyla (örneğin romatizmal hastalıklar) kıyaslandığında MS’te anlamlı derecede daha yüksektir. Buradaki kritik ayrım şudur: Depresyon ve anksiyete genellikle sosyal stres ve destek eksikliği gibi çevresel faktörlerle ilişkiliyken; öfori (aşırı neşe hali) ve duygusallık (patolojik gülme/ağlama) daha çok beyindeki MRI lezyon yükü ile ilişkilidir. Yani MS...

MS de BİLİŞSEL İŞLEVLERİN KLİNİK YÖNETİMİ( Unutkanlık,Dikkat,Konsantrasyon)

Multipl Sklerozda Bilişsel Bozulmaların Klinik Yönetimi Uzun   yıllardır, klinisyenler MS hastaları üzerindeki nöropsikolojik (NP) bozuklukların belirlenmesi için etkin değerlendirmeleri ancak çok nadir olarak yapabilmişlerdir.   Ancak son 20 yılda MS ile alakalı bilişsel bozukluklar ile MS'in derin fonksiyonel etkileri arasındaki ilişki fark edilmiştir.   Klinik yönetim yaklaşımları da henüz çok yeni bir seviyededir. Bu konuda çözülemeyen en büyük sorun bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesidir.   Rutin nörolojik muayene ve mental durum değerlendirmesi MS hastalarının büyük bir bölümündeki bilişsel fonksiyon bozukluklarını ortaya koymakta yeterli olmayacaktır. Bu sebeple kliniklerde her gün rahatlıkla kullanılabilecek hassas, uygun maliyetli ve güvenilir tarama prosedürlerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Bilişsel bozukluk, MS'in diğer semptomlarında olduğu gibi oldukça değişkendir. Görülme sıklığının %43-%72 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Biliş...