Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ayhan Bingöl psikolog etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yaşlanırken Zihni Genç Tutmanın Sırrı:

​Yaşlanırken Zihni Genç Tutmanın Sırrı: Sürekli Öğrenme ve Nöroplastisite ​Öğrenmenin sadece okul yıllarına veya gençliğe özgü bir eylem olduğunu mu düşünüyorsunuz? Toplumsal beklentiler genellikle yetişkinlik dönemini, mevcut bilgilerin kullanıldığı ve yeni öğrenmelerin yavaşladığı bir evre olarak görmeye eğilimlidir. Ancak nöroplastisite üzerine yapılan güncel araştırmalar, bu efsaneyi tamamen çürütüyor. ​İlerleyen yaşlarda yeni bir dil öğrenmek, farklı bir teknolojik cihaz kullanmaya başlamak veya sanatsal bir beceri edinmek, zihinsel gerileme riskini azaltmanın ve bağımsız yaşamı desteklemenin en güçlü yollarından biri. ​Peki, yaşlanan beyni korumak için öğrenme süreçlerini nasıl hayatımızın merkezine alabiliriz? ​Toplumsal Ön Yargıları Kırmak: "Bu Yaştan Sonra Öğrenemem" Yanılgısı ​Yaşlanmayla ilgili toplumsal kalıp yargılar, çoğu zaman biyolojik yaşlanmanın kendisinden daha tehlikelidir. "Bu yaştan sonra teknoloji öğrenemem" veya "Benim için artık ç...

İnsan Davranışının İki Yüzü: Özgüvenin Üstbilişsel Kökleri ve İşbirliğinin Kültürel Evrimi

  İnsan Davranışının İki Yüzü: Özgüvenin Üstbilişsel Kökleri ve İşbirliğinin Kültürel Evrimi ​İnsan zihninin çalışma prensipleri ve sosyal bir varlık olarak toplum içindeki yerimiz, psikolojinin en büyüleyici araştırma alanlarından biridir. Kendi iç dünyamızdaki yeterlilik duygumuz (özgüven) ile dış dünyayla kurduğumuz ortaklıklar (işbirliği) görünürde iki farklı mekanizma gibi dursa da, aslında nöropsikolojik ve bilişsel gelişimimizin birbirini tamamlayan yapıtaşlarıdır. ​Son dönemde yayımlanan iki çarpıcı bilimsel araştırma, insanın karar verme süreçlerine, kendi performansını nasıl değerlendirdiğine ve kültürler arası sosyal normları nasıl içselleştirdiğine dair çok önemli veriler sunuyor. Gelin, üstbilişsel (metakognitif) süreçlerimizin ve kültürel gelişimimizin insan davranışını nasıl şekillendirdiğine yakından bakalım. ​Özgüven Eksikliğinin Anatomisi: Kaygı mı, Cinsiyet Faktörü mü? ​Klinik gözlemler, kaygı (anksiyete) eğilimi olan bireylerin ve genellikle kadınların, labo...

Karar Verme Süreçlerimize Nöropsikolojik Bir Bakış

​Zihnimizin İki Yüzü: Karar Verme Süreçlerimize Nöropsikolojik Bir Bakış  Zihnimiz kararları nasıl alıyor? Daniel Kahneman'ın Hızlı ve Yavaş Düşünme teorisini, nöropsikoloji, davranış değişimi ve felsefi bir bakış açısıyla inceliyoruz. ​Gün içinde verdiğimiz kararların ne kadarının gerçekten bizim kontrolümüzde olduğunu hiç düşündünüz mü? Nobel ödüllü davranışsal ekonomist Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme adlı başyapıtı, insan zihninin işleyişine dair ezber bozan bir çerçeve sunar. Ancak bu mesele salt ekonomik bir tercih meselesi değildir; aynı zamanda zihnimizin enerji yönetimi, sinirsel ağlarımızın çalışma prensibi ve evrimsel bir hayatta kalma stratejisidir. ​Gelin, zihnimizde her saniye gerçekleşen bu sessiz etkileşime, beynimizin kıvrımları arasından ve klinik gözlemlerin ışığında yeniden bakalım. ​Zihnin Çift Motorlu Mimarisi: Sistem 1 ve Sistem 2 ​Kahneman’ın "Sistem 1" ve "Sistem 2" olarak adlandırdığı mekanizmalar, aslında sinirbilimsel...

Baş Ağrısı ve Psikolojik Faktörlerin Görünmeyen Bağı

 Baş Ağrısı ve Psikolojik Faktörlerin Görünmeyen Bağı ​Bir sabah uyandığınızda şakaklarınızda zonklayan o tanıdık baskıyı hissettiğinizde aklınıza ilk gelen ne oluyor? Hava değişimi mi, az uyumak mı, yoksa dün gece yediğiniz o baharatlı yemek mi? ​Fiziksel tetikleyicilere odaklanmak kolaydır ancak modern nöroloji ve psikoloji çalışmaları, baş ağrılarının arkasında çok daha derin bir ortak olduğunu gösteriyor: Duygusal dünyamız ve zihnimiz. ​Tıp dünyasının önde gelen isimlerinden Dr. Yi Pan ve Dr. Stephen D. Silberstein’ın literatüre kazandırdığı veriler, psikolojik faktörlerin baş ağrısını sadece tetiklemekle kalmadığını, aynı zamanda ağrının şiddetini ve kronikleşme sürecini doğrudan yönettiğini ortaya koyuyor. ​1. Stres ve Baş Ağrısı Döngüsü: Kırılması Gereken Bir Kısır Döngü ​"Stres başımı ağrıtıyor" cümlesi bilimsel bir gerçektir. Stres anında vücut, "savaş veya kaç" moduna geçerek kortizol ve adrenalin gibi hormonlar salgılar. Bu durum kasların gerilmesine...

Beceri Esas, Yöntem Araç: Klinik Uygulamada Ustalık Yolculuğu

Klinik Uygulamada Ustalık Yolculuğu ​Terapi odasının kapısı kapandığında, içeride iki temel unsur kalır: Terapistin varlığı ve danışanın dünyası. Bugün psikoterapi dünyası devasa bir yöntemler, ekoller ve teknikler marketine dönüşmüş durumda. Ancak meslekte geçirdiğim uzun yıllar bana şunu öğretti; bir yöntemi kusursuz uygulamak sizi iyi bir teknisyen yapabilir, ama iyi bir terapist yapmaya yetmez. ​Enstrüman mı, Virtüöz mü? ​Müzikte nota bilgisi ve enstrüman tekniği (yöntem) vazgeçilmezdir. Fakat dinleyiciyi etkileyen şey, sanatçının o notalara kattığı ruh ve kendi "kumaşından" süzdüğü yorumdur. Terapide de yöntem bir yol haritasıdır; ancak o yolda nasıl yüründüğü, engeller karşısında nasıl bir esneklik gösterildiği terapistin terapötik becerisine bağlıdır. Beceri esastır; yöntem ise bu becerinin icra edildiği bir araçtan ibarettir. ​Kendi Kumaşını Tanımak: Mesleki Otantiklik ​Her terapistin kişisel bir mizaç yapısı, bilişsel bir stili ve hayata bakış açısı vardır. Bi...

Bilişsel Psikoterapi zihni de bedeni de zamana karşı korurı

  Psikoterapi Hücrelerinizi Gençleştirebilir mi? Bilim "Evet" Diyor! ​Genellikle psikoterapinin sadece "duyguları düzenlemek" veya "sorunları konuşmak" için olduğunu düşünürüz. Ancak Translational Psychiatry dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, bu bakış açısını kökten değiştiriyor: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), hücresel yaşlanmayı yavaşlatma potansiyeline sahip. ​ Kromozomlarınızın Ucundaki "Koruyucu Başlıklar": Telomerler ​Yaşlanma sürecimizi belirleyen en önemli yapılardan biri telomerlerdir. Kromozomlarımızın uçlarında bulunan bu küçük DNA parçaları, hücre her bölündüğünde biraz daha kısalır. Telomerler tamamen bittiğinde ise hücre yaşlanır ve ölür. ​Araştırmacılar, sosyal kaygı bozukluğu olan hastalar üzerinde yaptıkları çalışmada çarpıcı bir sonuç elde ettiler: ​ 9 Haftalık Dönüşüm: Katılımcılar sadece 9 haftalık çevrimiçi bir BDT programına katıldılar. ​ Enzim Aktivitesinde Artış: Terapi sonunda yapılan kan analizlerinde...

Demans ve Alzheimer Hastalığının Erken Evresinde Bilişsel Uyarım Terapisi:

  Demans ve Alzheimer Hastalığının Erken Evresinde Bilişsel Uyarım Terapisi: Kuramsal Temeller ve Uygulama Esasları Özet Demans ve Alzheimer hastalığı, ilerleyici bilişsel kayıplarla seyreden ve bireyin bağımsızlığını önemli ölçüde etkileyen nörodejeneratif hastalıklardır. Erken evrede uygulanan farmakolojik olmayan müdahaleler, hastalığın işlevsel sonuçlarını hafifletmede kritik bir role sahiptir. Bu müdahalelerden biri olan Bilişsel Uyarım Terapisi (BUT) , sosyal etkileşim temelli, yapılandırılmış ve çoklu bilişsel alanları hedefleyen kanıta dayalı bir yaklaşımdır. Bu derleme çalışmada, bilişsel uyarım terapisinin kuramsal dayanakları, temel ilkeleri, uygulama süreci ve erken evre demans ve Alzheimer hastalarında klinik kullanımı ele alınmaktadır. Bulgular, BUT’nin bilişsel işlevler, yaşam kalitesi ve psikososyal iyilik hali üzerinde olumlu etkiler sunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: demans, Alzheimer hastalığı, bilişsel uyarım terapisi, erken evre, psikososyal müdahale...

Ergenlerle İletişmde Güvenmi , Denetim mi?

  Ergenlerle İlişkide Denetim mi, Güven mi? Ergenlik dönemi, bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken kimlik geliştirdiği, bağımsızlık arayışının yoğunlaştığı ve duygusal dalgalanmaların sık yaşandığı kritik bir süreçtir.  Bu dönemde ebeveynler için en zorlayıcı konulardan biri, çocuklarını nasıl yönlendirecekleri ve hangi yaklaşımın daha sağlıklı olacağıdır. Sıklıkla başvurulan denetim temelli tutumlar, kısa vadede güvenli bir çözüm gibi görünse de uzun vadede ergenin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Buna karşın, güven temelli ebeveyn-ergen ilişkisi hem bireysel gelişimi destekler hem de daha sağlam bir iletişim zemini oluşturur. Aşırı denetim, ergenin kendini sürekli kontrol altında hissetmesine neden olur. Bu durum, gencin içsel sorumluluk geliştirmesini engelleyerek davranışlarını yalnızca cezadan kaçınmak için düzenlemesine yol açabilir.  Ayrıca yoğun denetim, ergenin ebeveynlerinden uzaklaşmasına, düşünce ve duygularını gizlemesine neden olabilir. Sonuç olarak, ...

Yetişkinlerde Dürtü kontrol bozukluğuna psiko sosyal bakış

  Yetişkinlerde Dürtü Kontrol Bozuklukları: Psiko-Sosyal Bir Çerçeve Üzerine Bir Değerlendirme Özet Yetişkinlerde dürtü kontrol bozuklukları (DKB), bireylerin anlık dürtülerine karşı koymada yaşadığı güçlükler ile karakterize edilen ve bireysel, sosyal ve mesleki işlevsellikte belirgin bozulmalara yol açabilen psikiyatrik bir durumdur. Bu makalede, yetişkinlerde görülen dürtü kontrol bozuklukları psiko-sosyal bir çerçevede ele alınarak, bozuklukların tanımı, etiyolojisi, klinik sonuçları ve özellikle ailesel ve çevresel faktörlerin etkisi tartışılacaktır. Literatürdeki güncel bulgular ışığında, bu bozuklukların tedavi ve müdahale stratejileri de değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dürtü Kontrol Bozukluğu, Psiko-Sosyal Çerçeve, Ailesel Faktörler, Çevresel Etkiler, Psikoterapi, Bilişsel Davranışçı Terapi 1. Giriş Dürtü kontrol bozuklukları (DKB), bireylerin içsel dürtülerine karşı koyamamalarının bir sonucu olarak, toplumsal ve bireysel düzeyde olumsuz sonuçlar doğurabilen bir ...