Ana içeriğe atla

Beceri Esas, Yöntem Araç: Klinik Uygulamada Ustalık Yolculuğu

Klinik Uygulamada Ustalık Yolculuğu

​Terapi odasının kapısı kapandığında, içeride iki temel unsur kalır: Terapistin varlığı ve danışanın dünyası. Bugün psikoterapi dünyası devasa bir yöntemler, ekoller ve teknikler marketine dönüşmüş durumda. Ancak meslekte geçirdiğim uzun yıllar bana şunu öğretti; bir yöntemi kusursuz uygulamak sizi iyi bir teknisyen yapabilir, ama iyi bir terapist yapmaya yetmez.

​Enstrüman mı, Virtüöz mü?

​Müzikte nota bilgisi ve enstrüman tekniği (yöntem) vazgeçilmezdir. Fakat dinleyiciyi etkileyen şey, sanatçının o notalara kattığı ruh ve kendi "kumaşından" süzdüğü yorumdur. Terapide de yöntem bir yol haritasıdır; ancak o yolda nasıl yüründüğü, engeller karşısında nasıl bir esneklik gösterildiği terapistin terapötik becerisine bağlıdır. Beceri esastır; yöntem ise bu becerinin icra edildiği bir araçtan ibarettir.

​Kendi Kumaşını Tanımak: Mesleki Otantiklik

​Her terapistin kişisel bir mizaç yapısı, bilişsel bir stili ve hayata bakış açısı vardır. Bir yöntemi sadece popüler olduğu veya "altın standart" kabul edildiği için kuşanmak, üzerine bir-iki beden büyük gelen bir ceketi giymeye benzer.

​Eğer zihniniz analitik ve yapılandırılmış çalışıyorsa bilişsel müdahalelerde; daha sezgisel ve varoluşçu bir noktadaysanız anlam odaklı çalışmalarda; biyolojik temelleri ve somut değişimi önemsiyorsanız nöropsikolojik tabanlı yaklaşımlarda gerçek ustalığınızı sergilersiniz. Mesele, kendi kumaşınıza en uygun yöntemi bulup onu bir deri gibi üzerinizde taşıyabilmektir.

​İnsanı Anlamanın Okulu Yok

​Belki de en büyük yanılsamamız, diplomaların ve sertifikaların bize "insanı anlama" yetkinliği verdiğini sanmaktır. Oysa teknik bilgi okulda öğretilirken, insanın ruhsal karmaşasını, acısını ve varoluşsal çırpınışlarını anlamayı öğreten hazır bir müfredat henüz yeryüzünde mevcut değil.

İnsanı anlama becerisi; kitap sayfalarından ziyade yaşamın içindeki temaslarla, kendi yaralarımıza bakabilme cesaretiyle ve en önemlisi "bilmiyorum" diyebilmenin o mütevazı açıklığıyla gelişir. Hiçbir klinik protokol, bir insanın gözlerindeki o derin anlam arayışını tek başına açıklayamaz. Okullar alfabeyi öğretir; hayatın ve insanın şiirini yazmak ise terapistin kendi rafine görüsüne kalmıştır.

​Geleceğe Bakış: Bilim ve İnsan Sentezi

​Ustalık, yöntemlerin sınırlarını bilip o sınırların bittiği yerde insan insana bağ kurabilme becerisidir. Bugün ulaştığımız noktada, dijital ölçüm araçlarının hızı ve rasyonalitesi ile pozitif psikolojinin insanı "koruyan" ve "güçlendiren" yaklaşımını sentezlemek, bu ustalığın modern bir dışavurumudur.

​Yöntemler değişebilir, teknoloji gelişebilir; ancak terapistin kendi kumaşından süzerek sunduğu o otantik şifa sunma becerisi her zaman asıl mesele olarak kalacaktır. Çünkü günün sonunda insanı bir yöntem değil, ancak onu gerçekten "anlamış" bir başka insan iyileştirebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...