Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Demans etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kognitif Rezerv Nedir ?

  ​ ​ Beyninizin "Yedek Akçesi" Var mı? Kognitif Rezerv  Nedir? ​Yaşlandıkça hepimizin en büyük korkusu zihinsel keskinliğimizi kaybetmek. Ancak bilim dünyası, bazı insanların beyinlerinde yaşlanmaya bağlı hasarlar olsa bile neden hala "çakı gibi" olduklarını araştırırken büyüleyici bir kavramla karşılaştı: Kognitif Rezerv (Bilişsel Rezerv). ​Peki, beynimizi nörodejeneratif hastalıklara (Alzheimer, Parkinson vb.) karşı koruyan bu görünmez kalkanı nasıl inşa edebiliriz? İşte 2026 yılının güncel bilimsel verileriyle kognitif rezerv rehberi. ​1. Kognitif Rezerv Nedir? Neden Bir "Yazılım" Mucizesidir? ​Çoğu zaman beyin sağlığını sadece fiziksel hacimle (nöron sayısı) ölçeriz. Oysa kognitif rezerv, beynin bu fiziksel kapasiteyi ne kadar akıllıca kullandığıdır. ​Donanım: Beyin hücreleriniz ve damar yapınız. ​Yazılım (Kognitif Rezerv): Beyninizin bir sorunla karşılaştığında bulduğu alternatif çözüm yolları. ​Kısacası: Kognitif rezerv, beyninizin "B planı...

Kognitif Rezerv ve Erken Evre Demans

​Zihnin Gizli Kalesi: Kognitif Rezerv ve Erken Evre Demans ​Demans teşhisiyle birlikte en çok sorulan sorulardan biri şudur: "Neden bazı insanlar beyinlerindeki hasara rağmen günlük hayatlarına daha uzun süre normal devam edebiliyor?" Bu sorunun cevabı, nörobilimin en büyüleyici kavramlarından birinde gizli: Kognitif Rezerv. ​Kognitif Rezerv Nedir? ​Kognitif rezervi, zihnimizin zor günler için biriktirdiği bir "bilgi ve beceri kumbarası" gibi düşünebiliriz. Eğitim, hayat boyu öğrenme, sosyal etkileşim ve zihinsel aktiviteler; beynimizde daha karmaşık ve esnek sinaps ağları oluşturur. Beyin dokusunda bir hasar (demans) başladığında, yüksek rezervi olan beyinler bu hasarı "baypas" ederek sağlam yollardan ilerlemeye devam eder. ​Bilişsel Rehabilitasyon Rezervi Nasıl Besler? ​Bilişsel rehabilitasyonun amacı sadece unutulanı hatırlatmak değil, kognitif rezervi aktif olarak tahkim etmektir. Bunu üç ana yolla yapar: ​Nöroplastisiteyi Tetikleme: Yeni stratejiler ö...

DEMANS KADER OLMAYABİLİR

​ Demans Kader Değil: Lancet 2024 Raporu Ne Söylüyor? Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen Demans , yalnızca bireyleri değil, aileleri ve sağlık sistemlerini de derinden etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ancak son yıllarda bilimsel veriler, bu tabloya daha umut verici bir perspektiften bakmamıza olanak tanıyor. Tıp dünyasının saygın yayınlarından The Lancet Commission tarafından yayımlanan 2024 tarihli “Demans Önleme, Müdahale ve Bakım” raporu, bu alandaki en kapsamlı güncellemelerden birini sunuyor. Rapora göre, demans vakalarının yaklaşık %45’i yaşam tarzı ve çevresel risk faktörleriyle ilişkilidir ve bu faktörlerin yönetilmesiyle hastalık önlenebilir ya da başlangıcı geciktirilebilir. Yaşam Boyu Bir Yaklaşım: “Asla Çok Erken, Asla Çok Geç Değil” Raporun temel yaklaşımı, beyin sağlığının yaşamın her döneminde şekillendiğini vurgular. Bu nedenle demans riskini azaltmaya yönelik stratejiler yalnızca ileri yaşlara değil, çocukluktan itibaren tüm yaşam evrelerine...

Beyindeki Sessiz Rezerv

  Karakterin Henüz Yazılmamış Sayfaları: Beyindeki Sessiz Rezerv ​Geçenlerde, sevgili  bilim insanı ve hocam olmasından gurur duyfuğum Prof.Dr.  Reşit Canbeyli ’nin o meşhur yaklaşımı üzerine düşünüyordum: "Hücrede ne oluyorsa, ruhsal dünyada da o oluyor." Bu cümle ilk bakışta sadece biyolojik bir benzetme gibi gelebilir. Ancak nörobilimin derinliklerine indikçe, bu ifadenin aslında hayatın ta kendisi olduğunu anlıyorsunuz. ​Son dönemde nörobilim dünyasını sarsan Dimitra Vardalaki ve ekibinin keşfi, bu tezi adeta mühürledi. Vardalaki, yetişkin beyninin neredeyse %30’unun "sessiz sinapslar" ile dolu olduğunu kanıtladı. Yani beynimizde fiziksel olarak var olan ama henüz "konuşmayan", bir mesaj iletmeyen, adeta uyku modunda bekleyen devasa bir ağ var. ​İşte tam bu noktada, karakterimize ve geleceğimize dair o umut dolu gerçeğe dokunuyoruz: ​ "Karakterimizin henüz yazılmamış sayfaları, beynimizde sessizce bekleyen o %30’luk sinaps dizilimleridir....

Vardalaki ve sonrası..

​Beynimizin Sessiz Ordusu: Vardalaki Teorisi ve Zihinsel Rezervin Gücü ​Hiç düşündünüz mü; beynimiz devasa bir orkestra gibi her an tüm gücüyle mi çalıyor, yoksa bazı enstrümanlar sadece en kritik anlarda mı devreye giriyor? ​Nörobilim dünyasının son dönemdeki en heyecan verici bakış açılarından biri olan Vardalaki’nin "Sessiz Nöron" Teorisi , zihnimizin derinliklerinde bekleyen gizli bir potansiyelden bahsediyor. Gelin, bu sessizliğin sesine ve bu bilginin hayatımızı (ve beyin sağlığımızı) nasıl değiştirebileceğine yakından bakalım. ​Her Nöron "Konuşmak" Zorunda Değil! ​Geleneksel görüş, beynin aktif bir bölgesindeki her hücrenin sürekli çalıştığını varsayıyordu. Ancak Vardalaki bize bambaşka bir şey söylüyor: Beyin, enerjisini boşa harcamayan usta bir ekonomisttir. Belirli bir işi yaparken, hücrelerimizin büyük bir kısmı sessiz kalır. Bu nöronlar "emekli" veya "bozuk" değildir; onlar sadece stratejik bir sessizlik içindedirler. Neden mi?...

Bilişsel Psikoterapi zihni de bedeni de zamana karşı korurı

  Psikoterapi Hücrelerinizi Gençleştirebilir mi? Bilim "Evet" Diyor! ​Genellikle psikoterapinin sadece "duyguları düzenlemek" veya "sorunları konuşmak" için olduğunu düşünürüz. Ancak Translational Psychiatry dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, bu bakış açısını kökten değiştiriyor: Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), hücresel yaşlanmayı yavaşlatma potansiyeline sahip. ​ Kromozomlarınızın Ucundaki "Koruyucu Başlıklar": Telomerler ​Yaşlanma sürecimizi belirleyen en önemli yapılardan biri telomerlerdir. Kromozomlarımızın uçlarında bulunan bu küçük DNA parçaları, hücre her bölündüğünde biraz daha kısalır. Telomerler tamamen bittiğinde ise hücre yaşlanır ve ölür. ​Araştırmacılar, sosyal kaygı bozukluğu olan hastalar üzerinde yaptıkları çalışmada çarpıcı bir sonuç elde ettiler: ​ 9 Haftalık Dönüşüm: Katılımcılar sadece 9 haftalık çevrimiçi bir BDT programına katıldılar. ​ Enzim Aktivitesinde Artış: Terapi sonunda yapılan kan analizlerinde...

Demans Beklemez

  ​Demans Korkusu Kapıda, Peki Anahtar Nerede? ​Hepimiz yaş alırken zihnimizin berraklığını korumak istiyoruz. Ancak son araştırmalar gösteriyor ki; korkumuz büyük, hazırlığımız ise oldukça zayıf. ​ JAMA Neurology ’de yayınlanan yeni bir çalışma, 50-64 yaş arası yetişkinlerin neredeyse yarısının demans (bunama) geliştirme endişesi taşıdığını ortaya koydu. Buraya kadar şaşırtıcı değil, değil mi? Şaşırtıcı olan kısım şu: Her 20 kişiden sadece 1’i bu riski nasıl azaltabileceğini bir uzmanla konuşmuş. ​"Bulmaca Çözüyorum, Vitamin Alıyorum" Yeterli mi? ​Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğu, hafızalarını korumak için kendi yöntemlerini geliştirmiş durumda: ​ %53’ü bulmaca çözüyor. ​ %39’u vitamin ve takviye kullanıyor. ​ %31’i balık yağı/omega-3 tercih ediyor. ​Peki, bunlar yeterli mi?  Bir psikolog olarak şunu söylemeliyim: Maalesef hayır. Rastgele çözülen bulmacalar veya ezbere alınan vitaminler, beynin karmaşık yapısını ve "bilişsel rezerv" dediğimi...

Amaç belirlemek unutkanlığı engelleyebilir mi?

  ​ Zihinsel Zırh: Yaşam Amacı Beynimizi Nasıl Koruyor? ​Modern nörobilim, beynimizi korumak için sadece bulmaca çözmenin veya sağlıklı beslenmenin yeterli olmadığını, "neden yaşadığımızın" da biyolojik bir karşılığı olduğunu kanıtlıyor. American Journal of Geriatric Psychiatry 'de yayınlanan kapsamlı bir araştırma, hayatta bir amaca sahip olmanın bilişsel bozulmayı geciktiren en güçlü "ilaçsız" müdahalelerden biri olduğunu ortaya koydu. ​ Araştırma Bize Ne Söylüyor? ​13.000'den fazla katılımcının uzun yıllar boyunca takip edildiği bu çalışma, çarpıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı: Hayatta yüksek bir amaç duygusuna sahip olan bireylerin bilişsel bozulma yaşama olasılığı, amaç duygusu düşük olanlara göre çok daha az. ​İşin en etkileyici kısmı ise şu: Bu koruyucu etki; yaş, eğitim düzeyi ve hatta Alzheimer için en büyük genetik risk faktörü olan APOE E4 geni dikkate alındığında bile geçerliliğini koruyor. Yani genetik riskiniz yüksek olsa bile, bir ...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...

Demans ve Alzheimer Hastalığının Erken Evresinde Bilişsel Uyarım Terapisi:

  Demans ve Alzheimer Hastalığının Erken Evresinde Bilişsel Uyarım Terapisi: Kuramsal Temeller ve Uygulama Esasları Özet Demans ve Alzheimer hastalığı, ilerleyici bilişsel kayıplarla seyreden ve bireyin bağımsızlığını önemli ölçüde etkileyen nörodejeneratif hastalıklardır. Erken evrede uygulanan farmakolojik olmayan müdahaleler, hastalığın işlevsel sonuçlarını hafifletmede kritik bir role sahiptir. Bu müdahalelerden biri olan Bilişsel Uyarım Terapisi (BUT) , sosyal etkileşim temelli, yapılandırılmış ve çoklu bilişsel alanları hedefleyen kanıta dayalı bir yaklaşımdır. Bu derleme çalışmada, bilişsel uyarım terapisinin kuramsal dayanakları, temel ilkeleri, uygulama süreci ve erken evre demans ve Alzheimer hastalarında klinik kullanımı ele alınmaktadır. Bulgular, BUT’nin bilişsel işlevler, yaşam kalitesi ve psikososyal iyilik hali üzerinde olumlu etkiler sunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: demans, Alzheimer hastalığı, bilişsel uyarım terapisi, erken evre, psikososyal müdahale...