Rüyalar Bizim Ana Mekanlarımızdır: Bir Araf Yazgısı Gece yarısı, şehir sustuğunda ya da öğle sıcağında bir pencere kenarında daldığınızda, aslında nerede olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Goethe, bu sorunun cevabını yıllar öncesinden fısıldar bize: “Rüyalar bizim ana mekanlarımızdır.” Bu cümle, sadece uykuda görülen imgelerden bahsetmez. Aslında zihnimizin asıl ikametgahını, en samimi kognitifçıktılarımızı inşa ettiğimiz o kadim "evi" tarif eder. Ancak bugün, o görkemli evin içinde birer ev sahibi gibi değil, hapsolmuş birer kiracı gibi dolaşıyoruz. Uyku ile Uyanıklık Arasındaki O İnce Sızıntı Post-modern insanın en büyük yazgısı belkibudur: Ne tam uykunun o şifalı sessizliğine gömülebilir ne de uyanıklığın o berrak, keskin gerçekliğine adım atabilir. Kendimizi o gri bölgeye, uyku ile uyanıklık arasındaki dar sızıntıya hapsederiz. Gözlerimiz açıktır ama zihnimiz o bitmek bilmeyen "Dream Days" (Rüya Günleri) döngüsündedir; telefon ekranlarından akan imgeler, bitme...