Ana içeriğe atla

Kayıtlar

psikoterapi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gerilim Tipi Baş Ağrısında Bilişsel Davranışçı Yaklaşım

 Gerilim Tipi Baş Ağrısında Bilişsel Davranışçı Yaklaşım Holroyd Modeli ve Biyopsikososyal Yaklaşım Kronik Baş Ağrılarının Yönetiminde Stres Yönetimi, Gevşeme Eğitimi ve Farmakoterapinin Klinik Entegrasyonu Klinik İnceleme Makalesi • Haziran 2026 Özet Gerilim tipi baş ağrısı (GTBA), dünya genelinde iş gücü kaybı ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açan en yaygın primer baş ağrısı bozukluğudur. Kronik formlarında tek başına farmakolojik müdahaleler genellikle yetersiz kalmakta veya ilaç aşırı kullanımı baş ağrısı (İABA) riskini beraberinde getirmektedir. Bu makale, Kenneth A. Holroyd ve ark. tarafından geliştirilen davranışçı ve bilişsel modelleri merkeze alarak, GTBA yönetiminde Bilişsel Davranışçı Terapinin (BDT) ve Stres Yönetimi Terapisinin (SMT) etkinliğini incelemektedir. Özellikle Holroyd’un 2001 yılında JAMA'da yayımlanan dönüm noktası niteliğindeki randomize kontrollü çalışması ekseninde; trisiklik antidepresanlar, gevşeme eğitimleri, bilişsel yeniden yapılandırma ve kombine te...

Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile Sürekli Düşünme Döngüsünden Kurtulun

  ​Zihnin Kontrol Yanılsaması: Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile Sürekli Düşünme Döngüsünden Kurtulun ​Hiç zihninizin içinde hapsolmuş gibi hissettiniz mi? Kendinizi sürekli geçmişteki bir hatayı analiz ederken veya gelecekteki olası felaketleri kurgularken buluyor musunuz? Klinik psikoloji dünyasında "tekrarlayan olumsuz düşünce" veya "sürekli meşgul zihin" olarak adlandırılan bu durum, kaygı ve depresyonun en temel tetikleyicilerinden biridir. ​Columbia Üniversitesi’nden Dr. Douglas Mennin, bu zihinsel döngüleri kırmak için geliştirdiği Duygu Düzenleme Terapisi (ERT) ile modern psikoterapide yeni bir yol açıyor. İşte sürekli meşgul bir zihni sakinleştirmenin ve duyguları yönetmenin yolları. ​Sürekli Düşünmek Neden Bir "Kontrol Yanılsamasıdır"? ​Birçoğumuz, bir sorun üzerine saatlerce düşünürsek onu çözebileceğimize inanırız. Dr. Mennin'e göre bu aslında bir "kontrol illüzyonudur". Zihin, belirsizlikten kaçmak ve kendini güvende hissetmek i...

PSİKOTERAPİST - DANIŞAN İLİŞKİSİ

        Psikoterapide İlk Karşılaşma: Güvenin ve İttifakın İnşası Psikoterapi, sadece iki kişinin bir odada konuşması değil; hastanın kişiliği ile terapistin kişiliğinin karşılaştığı, dinamik bir **"psikoterapi matrisi"**dir. Bu süreçte terapist, teknik bir uzmandan ziyade, hastanın ruhsal yolculuğuna eşlik eden bir "yoldaş" konumundadır. 1. Terapötik Aracın Kalbi: Terapistin Kişiliği Terapistin klinik deneyimi veya teorik bilgisi kuşkusuz önemlidir; ancak iyileşme sürecini asıl başlatan unsur samimi ve içten ilgidir. * İnsani Temas: İlk karşılaşmadaki bir el sıkışma, sadece bir nezaket kuralı değil; gerilimi azaltan, güven veren ve terapisti daha "insani" kılan bir köprüdür. Yargısız Kabul: Terapist, hastanın ızdıraplarına karşı duyarlı olmalı, kendi çatışma ve ihtiyaçlarından arınarak odağını tamamen hastanın yararına sabitlemelidir. 2. Direnç ve Terapötik İttifak Konsepti Terapi süreci, iki zıt gücün dengesi üzerine kuruludur: Direnç: Hastanın bi...

DİYABETLİ BİREYE YAKLAŞIM VE DAVRANIŞ DEĞİŞİM STRATEJİLERİ(DERLEME)

Diyabet li Bireye yaklaşım ve Davranış Değişimi Davranışsal değişiklik Davranışsal determinant Eğitimsel müdahale Erken dönemlerde eğitmenler hastaya tüm bilgileri vermeye çalışmışlardır. Oysa yakın zamanlı çalışmalar tüm ayrıntıları değil hastanın kendine bakımını sağlayacak bilgileri vermekten yanadır. Belki de verilen bilgiler aslında bir hedef değil sadece gerekli davranış değişikliklerini sağlamak için bir araçtır. DM eğitiminin etkili olduğu bilinmekle beraber nasıl etki ettiği ve kimlere etki ettiği bilinmemektedir. Bu durumda “ Faklı kişiler farklı eğitim tiplerine ihtiyaç duyuyor mu?” sorusu gündeme gelmektedir. Bilgi, gerekli davranış değişiklikleri için aracı veya moderatör olabilmektedir. Tablo 1. Diyabet eğitimi ...

HASTA OLMAK ÖĞRENİLEBİLİR Mİ?

  HASTA OLMAK ÖĞRENİLEBİLİR Mİ? Psikolog Ayhan bingöl     Sadık dost gece dinlenmeye başladığında, güneş geceden hırsını alır gibi dikleştirir bakışlarını. Uyanmışızdır. Peki, aynı sabaha mı? Dünden hiç farklı olmayan aynı sabaha???   Sorunumuz ne olursa olsun, yeni bir güne nasıl başladığımızdır asıl önemli olan. Baş edilmesi güç bile olsa, hiç bir hain virüs ya da hastalık bizim sevme becerimizi elimizden alamaz, bir bebeğin annesine duyduğu ihtiyacı erteleyemez ve sevdiğimize dokunmamıza engel olamaz.   Sağlık ve hastalık insanlık tarihi boyunca var olan bir ikilemdir insanlık değiştikçe, geliştikçe Hastalıklar da paralel bir seyir izlemiştir. İnsanoğlu değişik zaman dilimlerinde, değişmez biçimde hastalıklarla mücadele etmiştir. Yirminci yüzyıl öncesi ağırlıklı olarak enfeksiyon hastalıklarıyla   (            bulaşıcı hastalıklar)savaşmak zorunda kalan insan, içinde bulund...