Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AİLE İÇİ ŞİDDET VE TOPLUMSAL SONUÇLARI

Ayhan Bey, paylaştığınız bu kapsamlı ve toplumsal açıdan hayati önem taşıyan metni, hem bir nöropsikolog kimliğinizle hem de toplum sağlığını önemseyen bir uzman duruşuyla blogunuz için yeniden yapılandırdım. Metni, Google algoritmasına (SEO) uygun, okunabilirliği yüksek ve bilimsel verileri ön plana çıkaran profesyonel bir makale formatına getirdim. Aile İçi Şiddet: Sessiz Çığlığın Psikososyal ve Biyolojik Anatomisi Aile, bireyin en güvenli sığınağı olması gerekirken, maalesef bazen her türlü şiddetin beslendiği ve gizli kaldığı bir odak haline gelebilmektedir. Aile içi şiddet , sadece fiziksel bir saldırı değil; bireyin ruhsal bütünlüğünü, özsaygısını ve geleceğini hedef alan çok boyutlu bir halk sağlığı sorunudur. 1. Şiddetin Görünmeyen Yüzleri Şiddet denildiğinde akla ilk gelen fiziksel saldırı olsa da, aile içinde üç farklı türde karşımıza çıkar: Fiziksel Şiddet: İtme, tokatlama, yaralama ve en uç noktada cinayete kadar varan bedensel saldırılar. Duygusal (Psikolojik) Şiddet: B...

AİLE İÇİ ŞİDDET VE ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

AİLE İÇİ ŞİDDETE TANIK OLAN ÇOCUKLAR   Aile içindeki şiddete görsel ya da işitsel olarak tanık olan çocuklara “sessiz”, “unutulmuş” ya da “görünmez” kurbanlar adı verilmektedir. Bu çocuklar son yıllarda duygusal kötüye kullanılma kategorisi içinde düşünülmektedir.   Doğrudan şiddete maruz kalmasalar da, bu çocuklar diğer kötüye kullanılmış ya da ihmal edilmiş çocuklarla aynı türden belirtileri göstermektedir.   Annenin şiddet gördüğü durumlarda, çocuğun örselenmesi, annenin dövülmesi bittikten sonra da sürmektedir. Bu çocuklar, yardıma gereksinimi olan, yaralanmış, berelenmiş bir annenin bakımını üstlenmek zorunda kalmaktadırlar.   Bu, yalnızca bir fiziksel bakım üstlenme durumu ya da şiddet gören annenin, yeterli annelik yeteneklerini kaybetmesinden dolayı ihmale uğrama ile sınırlı değildir. Çalışmalar göstermektedir ki, dayak yiyen kadınlarda psikiyatrik bozukluklar, en basitinden depresyon oranı yüksektir.   Çocuk, içinde bulunduğu ortamın havasındaki bu...

MEDYA VE ÖZÜRLÜLÜK

Özürlülerin farklı, “normal dışı” algılanması, kitle iletişim araçlarındaki sunum biçimlerini etkileyerek belli stereotipilerin geliştirilmesine yol açmıştır. Bu stereotipiler şüphesiz öteden beri toplumun özürlülerle ilgili geliştirdiği çeşitli mitlerin bir sonucudur. Ancak bu stereotipilerin öne çıkarılması ve dolaylı ya da dolaysız vurgulanması olumsuz tutumları pekiştirici bir rol oynar. Kitle iletişim araçlarındaki baskın görüntü, özürlülerin başarısız ve “trajik” bir yaşam sürdükleri, “normal” bir yaşam sürdürmenin yolunun insanüstü bir güç ve yeteneğe sahip olmaktan geçtiği görüntüsüdür. Bu inançlar sonucu iki temel sunum biçimi ortaya çıkar: Kurban ve kahraman Kurban imajı, trajik, yardıma muhtaç ve acınası kişileri, kahraman imajı, neşeli, başarılı, iyiliksever kişileri yansıtmaktadır. Kitle iletişim araçlarında özürlü kişilerle ilgili sıkça tekrarlanan stereotipileri şu şekilde sınıflayabiliriz: Zavallı ve acınası kişiler olarak özürlüler, Şiddet objesi olarak...

NÖROLOJİK HASTALIKLARDA KOGNİTİF REHABİLİTASYON İLE MESLEKİ REHABİLİTASYON KARŞILAŞTIRMASI

NOROLOJİK HASTALIKLARDA   (MS ,STROKE ,KAFA TRAVMASI)MESLEKİ REHABİLİTASYON   ,KOGNİTİF REHABİLİTASYON ARTILAR…EKSİLER…. Amaçlar: Sorulara Cevaplar.... ·         Bilişsel rehabilitasyonun etkisi nedir?   (Cicerone et al., 2000; 2005) ·         Travmatik beyin hasarı akabinde istihdam sağlamak ve bunu sürdürmek adına en iyi uygulama hangisidir? (Holzberg, 2001) ·         Kliniksel çalışmalardan öğrendiklerimiz neler?   Bilgileri bir araya getirme & Pratiğe dökme   Teoriden yoksun deneyim kördür fakat uygulanmayan bir teori de sadece düşüncede kalır. Immanuel Kant        Bilişsel Rehabilitasyonun Tanımlanması   ·         Bireyin beyin-davranış değerlendirmesinde fonksiyon odaklı terapatik aktiviteler ·         Oda...