Ana içeriğe atla

Ergenlerle İletişmde Güvenmi , Denetim mi?

 Ergenlerle İlişkide Denetim mi, Güven mi?

Ergenlik dönemi, bireyin çocukluktan yetişkinliğe geçerken kimlik geliştirdiği, bağımsızlık arayışının yoğunlaştığı ve duygusal dalgalanmaların sık yaşandığı kritik bir süreçtir.

 Bu dönemde ebeveynler için en zorlayıcı konulardan biri, çocuklarını nasıl yönlendirecekleri ve hangi yaklaşımın daha sağlıklı olacağıdır. Sıklıkla başvurulan denetim temelli tutumlar, kısa vadede güvenli bir çözüm gibi görünse de uzun vadede ergenin gelişimini olumsuz etkileyebilir. Buna karşın, güven temelli ebeveyn-ergen ilişkisi hem bireysel gelişimi destekler hem de daha sağlam bir iletişim zemini oluşturur.

Aşırı denetim, ergenin kendini sürekli kontrol altında hissetmesine neden olur. Bu durum, gencin içsel sorumluluk geliştirmesini engelleyerek davranışlarını yalnızca cezadan kaçınmak için düzenlemesine yol açabilir. 

Ayrıca yoğun denetim, ergenin ebeveynlerinden uzaklaşmasına, düşünce ve duygularını gizlemesine neden olabilir. Sonuç olarak, ebeveynin kontrolü arttıkça gerçek bilgiye ulaşması zorlaşır; çünkü ergen dürüst olmak yerine saklamayı tercih eder.

Buna karşılık, güvene dayalı bir ilişki, ergenin kendini değerli ve anlaşılmış hissetmesini sağlar. Ebeveynine güvenen bir genç, hata yaptığında bunu paylaşmaktan çekinmez ve destek aramaya daha açıktır. 

Güven ortamında büyüyen ergenler, kendi kararlarının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenir ve iç denetim geliştirir. Bu da onları yalnızca ebeveynlerinin yanında değil, hayatın her alanında daha sağlıklı bireyler haline getirir.

Güven ilişkisi, sınırsız bir özgürlük anlamına gelmez. Aksine, net ama esnek sınırların olduğu, karşılıklı saygıya dayanan bir iletişim biçimini ifade eder. Ebeveynin rehberlik eden, dinleyen ve gerektiğinde yol gösteren bir rol üstlenmesi, denetlemekten çok daha etkili bir yaklaşımdır. Bu tutum, ergenin hem bireyselliğini korumasına hem de ailesiyle bağını güçlendirmesine katkı sağlar.

Sonuç olarak, ergenlerle ilişkide denetim yerine güveni merkeze alan bir yaklaşım, uzun vadede daha sağlıklı, sorumluluk sahibi ve kendine güvenen bireyler yetiştirilmesini sağlar. Ebeveynlerin kontrol etmekten çok anlamaya ve güven inşa etmeye odaklanması, ergenlik döneminin çatışmalarla değil, gelişim ve olgunlaşma ile hatırlanmasına olanak tanır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...