Yaşadığın Şey Tutku Değil Dürtü "Düşünür"...
Yazar: Ayhan Bingöl
Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Felsefe
"İnsanlar kendi arzularının bilincindedirler; ama bu arzuları belirleyen nedenleri bilmedikleri için kendilerini özgür sanırlar." — Spinoza
Goethe, o meşhur dokunuşuyla her şeyin "eylem" ile başladığını savunurken, zihnin yaratıcı ve inşa edici gücünü kastediyordu. Oysa bugün karşımızdaki tablo, tam tersi bir yöne işaret ediyor: Kendi biyolojik savruluşlarını "felsefi bir derinlik" gibi sunan, narsisistik bir illüzyonun içindeki modern Homo sapiens. Kendini her şeyin üzerinde bir "düşünür" olarak konumlayan bu figür, aslında nöropsikolojik bir kıskacın içinde hapsolmuş durumda.
"Düşünür" Maskesi ve İlkel Beyin
Kendi dürtüsel açlıklarını öylesine rasyonalize eden bir zihinle karşı karşıyayız ki; yaptığı her bencilce hatayı, her "en kötü" eylemi bir "entelektüel arayış" veya "yüce bir varoluş sancısı" olarak ambalajlıyor. Spinoza tam da bu noktada ironiyi patlatır: Nedenleri kavrayamadığın sürece, sen bir bilge değil, sadece amigdalanın emirlerini "felsefe" sanan bir piyonsun.
Bilişsel Yarılma ve Narsisistik İllüzyon:
- İddia: "Ben hayatı ve tutkuları derinlemesine analiz eden, duygularının peşinden giden bir düşünürüm."
- Gerçek: "Ben prefrontal korteksini (mantık), ilkel dürtülerin dopamin ihtiyacına hizmet ettiren bir bağımlıyım."
Ovidius’un binlerce yıl önceki itirafı onda bir yüzleşme değil, bir "entelektüel aksesuar" gibi duruyor. "En iyiyi görüyorum ama en kötüyü yapıyorum" derken bile, bu çaresizliğinden bir "bilgelik" devşirmeye çalışıyor. Oysa bu bir bilgelik nişanı değil, bir nöropsikolojik mağlubiyettir.
Tutku mu, Yoksa Dopamin Tuzağı mı?
Gerçek tutku, iradenin ve aklın uzun vadeli bir inşasıdır; inşa eder, korur ve dönüştürür. Senin "vazgeçilmez tutkum" dediğin o yıkıcı fırtına ise sadece nöronlarının bir "açlık" çığlığıdır. Narsisistik yapı, bu açlığı "derinlik" olarak pazarlar ancak sonuç her zaman aynıdır: Tüketilen duygular ve rasyonalize edilmiş yıkımlar.
Sonuç: Bir Nöropsikolojik Hiciv
Kendini düşünür sanan dostum; kibrini bilgelik sanmaktan vazgeçtiğinde, belki Goethe’nin bahsettiği o gerçek "eyleme" ve Spinoza’nın işaret ettiği o gerçek "özgürlüğe" adım atabilirsin. O güne kadar yaşadığın şey, yüce bir felsefe değil, sadece henüz ehlileştiremediğin Neandertal dürtülerindir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder