Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çocukluk Travmaları Kalıcımıdır?

  Çocukluk Travması Anıları Ne Kadar Güvenilir? Yeni Araştırmanın Işığında Hafıza ve İyileşme ​Toplumda ve hatta bazen hukuki veya klinik süreçlerde yaygın bir yanılgı vardır: Travmatik anıların, özellikle de çocukluk çağına ait olanların zamanla silindiği veya doğası gereği güvenilmez olduğu düşünülür. Ancak King's College London tarafından yürütülen ve Nature Mental Health dergisinde yayımlanan 40.000 kişilik geniş çaplı bir analiz, bu ezberi bozuyor. Araştırma, kötü muameleye dair anıların sanıldığından çok daha tutarlı olduğunu ortaya koyarken, nöropsikolojik ve klinik düzeyde hep vurguladığımız çok kritik bir detayın da altını çiziyor: Müdahalede zamanlama her şeydir. ​İşte bu önemli araştırmanın travma, hafıza gelişimi ve psikolojik iyileşme süreçlerine dair bize sunduğu temel içgörüler. ​Yetişkinlerde Sabit, Çocuklarda Esnek Hafıza ​Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, hafızanın zaman içindeki tutarlılığının yaşa bağlı olarak değişkenlik göstermesidir. ​Yetişkinle...

AKIŞKAN AŞK

  ​ ​Dijital Çağda Bağlanma Korkusu: Zygmunt Bauman ve "Akışkan Aşk" ​Günümüzde ilişkilerin hızına yetişebiliyor musunuz? Birkaç kaydırma hareketiyle başlayan, ilk krizde "engelle" butonunun soğukluğuna teslim olan ve adeta bir kullan-at ürünü gibi hızla tüketilen bağlar... Hepimiz içten içe derin bir aidiyet ararken, neden bir o kadar da özgürlüğümüzün kısıtlanmasından korkuyoruz? ​Ünlü sosyolog Zygmunt Bauman , modern insanın bu derin çelişkisini kült eseri "Akışkan Aşk" (Liquid Love) kitabında masaya yatırıyor. Katı olan her şeyin eridiği, değerlerin ve yapıların sürekli şekil değiştirdiği bu çağa Bauman, akışkan modernite adını veriyor. Ancak bu toplumsal kırılganlık sadece sosyolojinin konusu değil; bireysel dünyamızda, psikolojimizin en derin savunma mekanizmalarında da karşılık buluyor. ​Gelin; sosyolojinin keskin aynasını psikolojinin içgörüsüyle birleştirelim ve modern aşkın röntgenini birlikte çekelim. ​1. "İlişki" Değil, ...

Alzheimer Tedavisinde Ritim ve Işık Devrimi

​Alzheimer Tedavisinde Ritim ve Işık Devrimi: MIT’nin 40Hz Gama Uyarımı Bize Ne Anlatıyor? ​ Alzheimer tedavisinde ilaçsız bir dönem mi başlıyor? MIT'nin 40Hz ışık ve ses uyarımı (GENUS) teknolojisiyle beynin doğal temizlik sistemini, glimfatik akışı ve hücresel iyileşme mekanizmalarını nasıl harekete geçirdiğini inceledik. ​Modern tıp, nörodejeneratif hastalıklarla mücadelede uzun süredir farmakolojik (ilaç odaklı) çözümlere odaklanmış durumdaydı. Ancak laboratuvarlardan ve klinik çalışmalardan gelen son veriler, Alzheimer gibi karmaşık süreçlerin çözümünde biyofiziksel ve ritmik yaklaşımların ezber bozabileceğini gösteriyor. ​MIT (Massachusetts Institute of Technology) Picower Öğrenme ve Hafıza Enstitüsü tarafından yürütülen ve nörobilim dünyasında geniş yankı uyandıran 40Hz Gama Stimülasyonu (GENUS) çalışmaları, beynin kendi doğal savunma ve temizlik mekanizmalarını dışarıdan invaziv (girişimsel) bir müdahale olmadan harekete geçirmenin yolunu açtı. ​Peki, saniyede 40 kez ...

Yapay Zeka Psikoloğunuz Olabilir mi?

  ​Yapay Zeka Psikoloğunuz Olabilir mi?   Yapay Zeka ve Ruh Sağlığı: Chatbotlardan Tavsiye Almak Güvenli mi? :   Duygusal destek için yapay zeka kullanıyor musunuz?  Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) güncel kılavuzuna göre yapay zekayı ruh sağlığında güvenli kullanmanın yolları. ​Son yıllarda hayatımızın her alanına dokunan yapay zeka, artık sadece işlerimizi kolaylaştırmakla kalmıyor; zihinsel ve duygusal olarak sıkıştığımızda da kapısını çaldığımız bir sırdaşa dönüşüyor. Günümüzde pek çok insan, yalnızlık hissiyle baş etmek, duygusal destek bulmak ya da ruh sağlığına dair sorularına yanıt aramak için yapay zeka sohbet robotlarıyla dertleşiyor. ​Peki, ekranın diğer ucundaki bu algoritmalar zihinsel sağlığımız için gerçekten güvenli bir liman mı? ​ Amerikan Psikoloji Derneği (APA) , yapay zekanın ruh sağlığı ve wellness uygulamalarında kullanımı üzerine kapsamlı bir kılavuz yayımladı. Kılavuz, yapay zekanın sunduğu kolaylıkları göz ardı etmiyor ancak sını...

Travma ve Kimlik

  Hayat hepimizi bir yerlerden yaralar; bu, insan olmanın kaçınılmaz ortak paydasıdır. Ancak asıl büyük yol ayrımı, o yaranın kapısını kapatıp yolumuza devam ettiğimizde değil, yaranın kendisini evimiz haline getirdiğimizde başlar. ​Psikolojide son yıllarda sıkça üzerinde durulan "Yara Kimliği" (Wound Identity) kavramı, tam olarak bu kırılma noktasını işaret eder: Başına gelen acı verici olayları sadece bir deneyim olarak değil, kim olduğunun temel tanımı olarak kabul etmek. ​Peki, zihin neden iyileşmek yerine acının içinde kalmayı seçer ve bu döngüden nasıl çıkılır? ​Tanıdık Acının Konforu: Yara Kimliği Nedir? ​Bir haksızlığa uğradığımızda, travmatik bir kayıp yaşadığımızda veya hayal kırıklığıyla sarsıldığımızda acı çekmek en doğal hakkımızdır. Tehlike, bu acı zamanla hafiflemediğinde değil, bizi tanımlayan ana anlatı (narrative) haline geldiğinde başlar. ​Zihnimiz, bu yıkıcı duruma rağmen yara kimliğine tutunmayı paradoksal bir şekilde "konforlu" bulabili...

Maneviyat Psikolojisinin Yükselişi

  Ruhun Derinliklerine Dönüş: Maneviyat Yönelimli Psikoterapi Neden Yükselişte? ​Modern dünya bize hızı, konforu ve durmaksızın tüketmeyi vaat etti. Ancak bu baş döndürücü ivmenin ortasında, insan ruhunun derinliklerinde sessiz bir kırılma yaşandı. Saniyede binlerce verinin aktığı dijital çağda, insan hiç olmadığı kadar "bağlantıda" ama bir o kadar da "bağlantısız" hissetmeye başladı: Kendine, doğaya ve yaşamın o büyük gizemine yabancılaşarak... ​İşte tam bu noktada, psikoterapi odalarından yeni ve aslında çok tanıdık bir ses yükseliyor. Sadece semptomları susturmayı değil, ruhun o kadim sızısını anlamayı hedefleyen Maneviyat Yönelimli Psikoterapi , tüm dünyada yükselen bir grafik çiziyor. ​İşin aslı, bu yükseliş bir "moda" ya da bilim dışı bir kaçış değil; psikoloji tarihinin devlerinin attığı ama modernitenin unuttuğu tohumların yeniden filizlenmesidir. ​1. Maslow’un Eksik Kalan Zirvesi ve Frankl’ın Anlam Çığlığı ​Ana akım psikoloji uzun süre insanı...

Tekil Benlikten İlişkisel "Biz"e: Yetişkin Odaklı Sorunlarda Sistemik Terapinin Bilimsel Kanıtları (Alan Carr, 2018 İncelemesi)

  Tekil Benlikten İlişkisel "Biz"e: Yetişkin Odaklı Sorunlarda Sistemik Terapinin Bilimsel Kanıtları (Alan Carr, 2018 İncelemesi) ​Modern psikoloji uzun yıllar boyunca insanı yalıtılmış bir ada, zihni ise dış dünyadan bağımsız çalışan kartezyen bir mekanizma olarak görme eğilimindeydi. Ancak klinik pratik ve yaşamın olağan akışı bize defalarca göstermiştir ki; insanın acısı da neşesi de tekil bir boşlukta değil, ötekiyle kurduğu bağların tam ortasında, ilişkisel bir matriste filizlenir. İnsanın varoluşsal serüveni, tekil bir benliğin sınırlarını aşarak her zaman ötekiyle kurduğu ağlarda anlam kazanır. ​Klinik psikoloji literatüründe bu ilişkisel hakikati ampirik (görgül) verilerle en güçlü şekilde taçlandıran çalışmalardan biri, Alan Carr’ın 2018 yılında Journal of Family Therapy ’de yayımlanan "Couple therapy, family therapy and systemic interventions for adult-focused problems: the current evidence base" (Yetişkin odaklı sorunlar için çift terapisi, aile terapi...