5 Temmuz 2013 Cuma

KRONİK HASTALIĞIN YÖNETİMİ


Sağlık ve hastalık, insanlık tarihi boyunca var olan bir ikilemdir. İnsan değiştikçe, geliştikçe hastalıklarda paralel bir seyir izlemiştir. İnsanoğlu değişik zaman dilimlerinde, değişmez biçimde hastalıklarla mücadele etmiştir. Yirminci yüzyıl öncesi ağırlıklı olarak enfeksiyon hastalıklarıyla savaşmak zorunda kalan insan, içinde bulunduğumuz çağda ise kronik hastalıklarla savaşmak zorunda kalmıştır.


Hastalıklar çoğu zaman dingin bir denizde aniden çıkan fırtına gibidir, bir anda iklimimizi değiştirirler. Sessiz ve derinden gelirler, belirtileri günlük hayatımıza serpiştirilmiş dağınık şikâyetler gibidir. Ancak bir hekimin anomnezi sonucunda bir araya getirilebilen bu dağınık tablo çok daha önemli bir anlamı ihtiva eder.



En önemli sorumluluğu varlığını sürdürmek olan insan, karşılaştığı tehditleri bu sorumluluk duygusuyla aşmaya çalışır. Başlangıçta belki biraz karamsar, biraz şaşkın, birazda kendisini çevreleyen algının etkisiyle umutsuzluk içine düşebilir. Ancak süreç ilerledikçe her insanın içindeki temel isteklendirme olan yaşama arzusu galip gelerek süreci kontrol altına alır. İnanılmaz bir çaba ile kendisine iyi geleceğini düşündüğü bilginin peşine düşer ve artık insanoğlu için hastalıklarla baş edebilme konusunda ustalaşma süreci başlamıştır. Nasıl ki bir diyabet hastası çok sevdiği şekerle düşman olabiliyorsa, kalbi ile problemi olan kişide bir anda sporla dost olabiliyor. bu keskin dönüşüm aslında insanın iradi ve zihinsel yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. İnsan, doğada nesneler dünyasına anlam yükleyebilen tek canlıdır. Yaşama yüklediğimiz anlam ne kadar sağlam ise hastalık yâda yaşamın önündeki herhangi bir tehdit karşısındaki irademiz de o kadar sarsılmaz ve sağlam olacaktır.


Hastalıklarla mücadele konusunda temel sorun   durumu algılayış biçimimizdir.algımız,içinde yetiştiğimiz kültürün öğeleri ,almış olduğumuz eğitim  ,teneffüs ettiğimiz siyasal atmosfer ,pedagojik unsurlar ve ihtiyaçlarımız dan beslenir.algının yapısı esnek ve değiştirilebilirdir.



Algının en önemli görevi karşılaşılan yeni duruma uygun tepkiyi üretmektir. akomodasyon(ayarlanma) ve asimilasyon(özümseme) bu sürecin en önemli unsurlarıdır. Yeni duruma ayarlanmamız ve özümsüye bilmemiz yeni durumla baş etmemizi kolaylaştıracaktır. Algımız hastalığımızı yönetmedeki en önemli yardımcımızdır.


Hastalığı yönetmek ancak hasta olmayı öğrenmekle mümkündür. Hasta olmayı öğrenmekse hastalığı tanımakla mümkündür. bu sürecin ilk aşaması, tedavimizi üstlenen hekiminize güven duymaktır. Hastalık hakkında ki bilgileri filtre ederek size sunan hekiminiz dışındaki test edilmemiş bilgilere ihtiyatla ve şüpheyle yaklaşmak sürecin kontrol altına alınmasında son derece önemlidir.

Hastayla hekim arasındaki güvene dayalı sağlam ilişki belirsizlik içeren hastalık sürecini yeniden çerçeveleyebilmemize yardımcı olacak tek ve en önemli ilişkidir. İkinci aşama, içinde bulunduğumuz psiko- sosyal koşulları, ekonomik koşulları ve toplumsal rollerimizi yeniden gözden geçirmektir. Gerekli görüldüğü takdirde yeni bir yaşam stratejisi hazırlamaktır.



Hastalıklarla baş etmeyi ikiye ayıra biliriz, birincisi hasta olmadan önce düzenli kontrollerden geçmek diğeri ise tedavi disiplini ne sadık kalmaktır. Öncelikle hastalığı kabul etme aşamasında geç kalmamalıyız. Bu konuda geç kalmak tüm tedavi sürecinin aksamasına neden olabilecektir. Özellikle duygusal eğilimlerimiz yâda psikolojik aygıtımızın kırılganlığı kabul sürecini uzatan en önemli belirleyicilerdir. İsyanımızın ve dirençl erimizin çevresel yansımaları ne kadar süreceği belli olmayan bu süreci daha da zorlaştırabilir. Özellikle hasta yakınlarına tavsiyem hasta bireyin isyan ve saldırganlığının kendilerine değil hastalığa karşı olduğunu anlamalarıdır. Durumu böyle değerlendirmek hastayı ve yakınlarını rahatlatacaktır.


Hastalıkla mücadele  prensiplerinin önemli parçalarından biride hastalığın ve sonuçlarının neyi tehdit ettiğinin fark edilmesidir.bu farkındalık mücadele gücümüze katkıda bulunacaktır.zira bilinç durumdan haberdar olmak değil neyin tehdit altında olduğunu da bilmektir..


Tedavi sürecine yaklaşım ise ayrıca önemli bir husustur. Tedaviden doğan yan etkiler veya benzeri durumlar tedavinin olumlu sonuçlarından daha önemli değildir. Unutulmamalıdır ki tedaviden doğan yan etkiler kontrol altına alına bilir, fakat bu yüzden tedaviden kaçmak ya da aksatmak kontrol edilemez sonuçları beraberinde getirebilir. Unutmayalım ki hekimimiz elindeki en uygun tedaviyi bizim için uygulamaktadır.


Kronik rahatsızlıklar la baş etmeyi güçleştiren bir diğer durum ise hastalığın alevlenme dönemleri veya ataklar dönemidir. Böyle si durumlarda yapılması gereken en başa dönmek değil bu durumun sürecin bir parçası olduğunu anlamaktır. Bu anlama becerisi bizi geriletmeyeceği gibi bu istenmeyen dönemi çabuk ve en az zararla atlatmayı da beraberinde getirecektir. Çünkü özellikle hastalığın bu dönemlerinde irademizi test etmek son derece önemlidir. Bu süreci kaygı ve panik içinde atlatmak ise bize yeni yükler getirecektir.



Unutulmamalıdır ki hastalık kronik olsun akut olsun bilinçli ve örgütlü şekilde mücadele etmemizi gerektiren bir realitedir. Hastalığı anlamak tanımak ve hastalığı yönetmek bu sevimsiz durumdan kurtulmamızı sağlayacak en önemli unsurlardır. Hastalığın yaşamımızı kontrol etmesine izin vermeden biz onu kontrol edelim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder