Lacan ve Narsisizm

 

Aynadaki Yabancı: Lacan’a Göre Narsisizm Neden Aslında "Kendimizi Sevmek" Değildir?

​Günümüzde "narsist" kelimesi havada uçuşuyor. Eski sevgiliniz, patronunuz, sosyal medyadaki o fenomen... TikTok ve Instagram çağında narsisizmi bir çeşit "aşırı kendini sevme ve kibirlenme hastalığı" olarak görmeye alıştık.

​Ancak Fransız psikanalist Jacques Lacan’ın tozlu teorilerine biraz kulak kabartırsak, durumun çok daha derin, biraz trajik ve bir o kadar da absürt olduğunu görürüz. Lacan’a göre narsisizm, birkaç insanın yakalandığı bir karakter bozukluğu değil; insan olmanın ta kendisidir.

​Ve işin en komik (ya da dramatik) tarafı şu: Narsisizm aslında kendinizi sevmeniz değil, kendiniz sandığınız bir yabancıya aşık olmanızdır.

​Nasıl mı? Gelin, Lacan’ın meşhur "Ayna Evresi" teorisiyle aynanın arkasına geçelim.

​1. Bebeklikteki O Büyük İllüzyon: Ayna Evresi

​Lacan bizi insanlığımızın ilk aylarına, 6 ila 18 aylık olduğumuz döneme götürür. O dönemde bir bebek olarak dünyayla ilişkiniz tam bir kaos içindedir. Henüz motor becerileriniz gelişmemiştir; eliniz kolunuz size ait değilmiş gibi hareket eder. Lacan buna "parçalanmış beden" der. İçsel deneyiminiz tam bir çorbadır: Kaygı, açlık, gaz sancısı ve kontrolsüz uzuvlar...

​Sonra bir gün, ebeveyniniz sizi aynanın karşısına getirir. Aynada ne görürsünüz?

Kusursuz, sınırları belli, tek parça ve muhteşem bir canlı.

İşte o an bebek, tarihin ilk "Aha!" anını yaşar: "Vay canına, bu harika şey ben miyim?"


​Bebek aynadaki o koordineli, bütünsel imaja sevinçle çığlık atarak bağlanır. İşte Lacan’a göre narsisizmin doğuşu tam olarak bu andır. Bebek, aynadaki o "kusursuz imaja" aşık olur.

​2. "Ben Bir Başkasıdır"

​Peki buradaki sorun ne? Sorun şu ki, aynadaki o görüntü siz değilsinizdir. O sadece iki boyutlu bir yansımadır. Siz içeride hala kaygılı, koordinasyonsuz ve parçalanmış hissederken, dışarıdaki imajınız (Lacan buna İdeal Ego der) son derece stabil ve mükemmel görünür.

​Buradan çıkarmamız gereken acımasız ama aydınlatıcı sonuçlar şunlardır:

  • Narsisizm bir yanılsamadır: Kendinizi her sevdiğinizde, aslında kendinizin dışarıdan bir başkası tarafından nasıl göründüğünü (imajını) seviyorsunuzdur.
  • Yabancılaşma kaçınılmazdır: Ego (benlik), insanın kendi merkezinde değil, tamamen kendi dışındaki bir imajda kurulur. Şair Arthur Rimbaud’nun dediği ve Lacan’ın bayıldığı o söz gibi: "Je est un autre" yani "Ben bir başkasıdır."

​Dolayısıyla narsisizm, insanın öz saygısıyla ilgili bir durum değildir; insanın kendi yarattığı o hayali "muhteşem ben" maskesine köle olmasıdır.

​3. Dijital Çağ: Cebimizdeki Ayna Evresi

​Lacan 1981’de öldü, yani Instagram, TikTok veya akıllı telefonları hiç görmedi. Ama eğer yaşasaydı, muhtemelen bıyık altından gülerek "Ben size dememiş miydim?" derdi.

​Bugün sosyal medya, Lacan’ın "Ayna Evresi" teorisinin devasa, küresel bir laboratuvarıdır. Profil sayfalarımız, filtreli fotoğraflarımız, LinkedIn’deki o kurumsal başarı hikayelerimiz... Hepsi bizim modern "aynadaki kusursuz imajlarımız."

Yorumlar

Popüler Yayınlar