Ana içeriğe atla

MS ve UNUTKANLIK


MS’de PSİKOSOYAL GÖRÜNÜM

DEPRESYON:

ü En sık karşılaşılan psikolojik problemdir. Kadınlarda %35, erkeklerde %25 civarındadır.

ü Daha çok hastalığın birinci yılı ile üçüncü yılı arasında karşımıza çıkar.

ü Sıklıkla RRMS’te toplanmıştır.

ü KENDİSİNİ NASIL GÖSTERİR?

ü Duygu durumumuzdaki bozulmalara işaret eder.

ü Sosyal ilişkilerde başarısızlık

ü Öz bakımda azalma

ü Yeme isteğinde artış ya da azalma

ü Uykuda artış ya da azalma ve parçalı uyku

ü Tahammülsüzlük ve sinirlilikte artış, öfke patlamaları

ü Kontrolsüz ağlamalar ve sürekli ağlamaklı hal

ü Sosyal geri çekilme

ü NEDENLERİ

ü Fiziksel nedenleri;

ü Beynin biokimyasında ortaya çıkan değişiklikler(dopamin, serotonin düzeylerindeki değişiklik, otonom birtakım değişiklikler)

ü Kullanılan ilaçların yan etkileri

ü Alkol ve madde kötüye kullanım

ü PSİKOSOSYAL NEDENLERİ

ü İnsan ilişkilerindeki başarısızlıklar

ü Ekonomik ve sosyal fonksiyonlarda azalma

ü Semptomlara verilen tepki

ü Beden ve benlik algılanmasında bozulmalar

ü Aile içi çatışmalar

ü Yetersizlik, değersizlik hisleri

ü Toplumsal rol ve statünün değişimi

ü damgalanma

ü DEPRESYONUN ETKİLERİNİ HAFİFLETMEK İÇİN BİR MODEL

ü Psikolojik değerlendirme

ü Bilgi-bilinçlendirme

ü Yeniden inşaa

ü Benzer durumda olanlarla etkileşim

ü Bilişsel terapi

ü Grup terapi

ü Farmakolojik müdahale

ü MS’te Depresyonun Tedavisi

ü Bekleme listesi kontrolleri ile karşılaştırıldığında karma psikoterapiler ve CBT depresyona karşı etkilidir (Larcombe ve ark., 1984)

ü Bireysel CBT, “nöromedikal”den daha iyidir (Foley ve ark., 1987)

ü İçgörü odaklı grubun depresif semptomları azalmıştır (Crawford ve ark., 1985)

ü CBT, sertraline’e eşdeğerdir (Mohr ve ark., 2001)

ü Depresyon psikoterapi yoluyla iyileştirilirken hastalar, artmış optimizm ve artmış pozitif etki sayesinde yararlı sonuçları deney imlerler (Hart ve ark., 2008)

ü 2005Goldman Konsensus Bildirisi Tavsiyeleri

ü MS hastaları için olan klinik servisler rutin olarak depresyonu takip etmelidirler

ü Takip kriterini karşılayan veya intihar fikirleri olan hastalar etkin bir şekilde değerlendirilmeli ve incelenmeye devam edilmelidir

ü Depresyonlu MS hastaları için bireysel tedavi planları

ü Standardizasyon ve terapötik müdahale

ü Hastalığın temelleri ve tedavi ile ilgili klinik araştırmalar

ü ÜzüntüMS’te Kronik

ü Kronik üzüntünün etkisiz yönetimi –

ü Savunmasızlık / Kırılganlık

ü İhtiyaçların anlaşılmasının eksikliği

ü Uygun desteğin eksikliği

ü Kayıpların ve üzüntünün etkili yönetimi

ü Kişisel gelişim doğrultusunda artan huzur

ü Hayatın değerini daha fazla bilme

ü Daha fazla inanç

ü Gelecek için umut

·        (Isaksson ve Ahlstrom, 2008)

ü MS’i Anlamlandırma

ü Nedensel açıklama

ü Benimseme

ü Tecrübeli büyüme

ü Ruhani / dini açıklamalar

ü Hayat stili değişikliği için “uyandırma araması”

ü Büyüme ve değişme ilişkisi için katalizatör

ü Aydınlatıcı MS

ü Yeni yaşam hedefleri

ü Hayatın temsili

ü Başkaları benden daha kötüye gidiyor

ü MS yeni kapılar açar

ü Şans / fırsat

ü Her şeyin bir amacı vardır

ü Semptom bulmacasını anlamlandırma

ü Negatif

o   Pakenham, 2008

ü MS Tanısına Zemin Hazırlamak

ü Hastaların aylardır ya da yıllardır nörolojik semptomları vardır

ü Hepsi bir şeyin “yanlış” olduğunu algılarlar, fakat algıları rahatsızlıklarının ciddiyetiyle ilişkili olarak çeşitlilik gösterir

ü Tanısal çalışma çeşitli testleri içerir ve haftalar sürebilir

ü Fiziksel semptomlar dikkatin odağında yer alır. İleriye yönelik abartılı belirsizlik durumuna yol açar

§  (O’Connor ve ark., Arch Neurol, 1994)

ü MS Tanısının Etkileri

ü Belirsizlikte anlamlı azalma (%50’den %40’a)

ü Fiziksel semptomlarla ilgili azalan üzüntü

ü Değişmeyen / kötüleşen mevcut sağlık durumu

ü Gelecekle ilgili kötüleşen sağlık görüşü (%58’den %63’e)

ü %59 tanıdan sonra “daha iyi hisseder”, %8 aynı hisseder, %33 daha kötü hisseder

ü %41 daha az anksiyete bildirir, %40 aynı anksiyeteyi bildirir, %19 daha fazla anksiyete bildirir

ü Tanıdan sonraki 2 ay içerisinde %40’ta majör depresyon görülür,  %22’si depresif duygudurumla birlikte gözüken uyum bozukluğu gösterir, %37’nin normal duygudurumu vardır

·        O’Connor ve ark., Arch Neurol, 1994

·        Mushlin ve ark., Arch Neurol, 1994

·        Sullivan ve ark. Mult Scler, 1995

ü KAYGI BOZUKLUKLARI

ü Ms’te karşılaşılan önemli psikolojik sıkıntılardan biridir.

ü Karşılaşılma sıklığı %15 dolayındadır.

ü Sıklıkla karşılaşılan formu  yaygın anksiyete bozukluğudur.

ü Belirsizlik içeren durumlar organizmanın teyakkuza geçerek yanlış tepkiler üretmesi ne  neden olur biçiminde açıklanabilir.

ü Duygudan ziyade düşünce içeriğindeki bozulmalara işaret eder.

ü GÖRÜNTÜSÜ

ü Fiziksel görünüm;

ü Terleme, çarpıntı,dengesizlik, bulantı, solunum problemleri, göğüs kafesinde ağırlık hissi,hava açlığı

ü Psikolojik görünüm;

ü Sersemlik hisleri, fobiler, bedeni izlemede aşırı hassasiyet, iç sıkıntısı, öfke ve tahammülsüzlük, uykuya dalmakta zorluk

ü NEDENLERİ

ü Ms’in göreceli olarak belirsizlik içermesi

ü Kişinin hastalığa atıfları

ü Sakat kalma, özürlülük korkusu

ü Dışlanma, reddedilme korkusu

ü Benlik saygısının düşmesi

ü Anlaşılamama hisleri

ü Empatik yetersizlik

ü KAYGI BOZUKLUKLARI İLE BAŞETME İLE İLGİLİ BİR MODEL

ü Bilgi, bilinçlendirme

ü Hekime tam güven

ü Bilişsel-davranışçı terapi

ü Gevşeme egzersizleri

ü Bilişsel inşaa

ü Uğraşı atölyeleri

ü Farmakolojik müdahale

ü STRES

ü Organizmanın bir durum karşısında aşırı canlanmasını ifade eder. Organizmanın taşıyabileceğinden daha fazla yük altında kaldığının işaretidir.

ü MS te özellikle ilk tanı ve sonrasındaki altı ayda karşımıza çıkar.

ü Kortizona bağlı olarak ortaya çıkar.

ü Ataklarda tetikleyici olabildiğine ilişkin çalışmalar vardır.

ü STRESİN GÜCÜ

ü Hastalığın seyrini etkilemez.

ü Hastalığın nedenleri arasında sayılamaz.

ü Tek başına atak nedeni değildir.

ü İnsan ilişkileri ve sosyo- ekonomik zeminden beslenir.

ü Travmatik yaşantılardan beslenir(doğal felaketler, trafik kazaları, ani obje kayıpları).

ü Akuttur, sürekli değildir.

ü Baş edilebilir.doğru kullanılırsa yarar larındanda söz edilebilir

ü STRESLE BAŞEDEBİLMEK İÇİN BİR MODEL

ü Bilgi; doğru bilgi ile yanlış bilginin ayırt edilebilmesi

ü Tepki dağarcığımızın genişletilebilmesi

ü Gevşeme egzersizleri

ü Stres verici uyaranın analizinin doğru yapılabilmesi

ü Fiziksel direncin artırılması için çaba sarfedilmesi

ü Beslenmeye özen gösterilmesi

ü Semptomlar karşısında sabırlı olunması

ü Yoga ve meditasyon gibi tekniklere başvurulması

ü Bilişsel psikoterapi

ü MS’de NÖROPSİKOLOJİK GÖRÜNÜM

ü Fiziksel görünüm;

ü Lezyon yükü  miyelin kılıfı hasarları, akson kayıpları atrofi

ü Toplam MS hastalarının %25-45’i arasındadır.

ü İlerleyişi MS e oranla son derece yavaştır.

ü Ya en başında vardır ya da yoktur.

ü MS’n herhangi bir formuna özel gelişmez.

ü İşten ayrılmaların en önemli etkendir

ü EN SIK ETKİLENEN İŞLEVLER

ü Basit dikkat

ü Görsel dikkat alanı

ü Kısa süreli hafıza

ü Sözel akıcılık

ü Yürütücü işlevler

ü Karmaşık dikkat

ü GÜNLÜK YAŞAMDA KENDİNİ NASIL GÖSTERİR?

ü Gündelik unutkanlıklar

ü Ajanda takibinde zorluk

ü Yakın geçmiş yaşantılarının  unutulması

ü Dikkati toplamakta güçlük

ü Dikkati sürdürmekte güçlük

ü Zaman zaman öğrenmede güçlük

ü Bilişsel yorgunluk(MS ´e özgüdür)

ü NÖROPSİKOLOJİK SIKINTILARLA BAŞETMEK İÇİN BİR MODEL

ü Bilgi

ü Bilinçlenme

ü Özgül dikkat eğitimleri

ü Özgül hafıza eğitimleri

ü Bilişsel terapi

ü Olası farmakolojik tedaviler

ü Telafi edici yöntemler

ü Psikolojik yaşantıların kontrolünün önemi

ü MS belirtilerinin daha yoğun yaşanmasının önüne geçilebilir.

ü Toplam yaşam kalitesinin artırılmasına katkıda bulunur.

ü Reaktif problemlerle organik problemlerin iç içe girmesinin önüne geçilir.

ü İkincil sayılabilecek bu problemlerle uğraşmak, birincil problemle başet memizi güçleştirir.

ü Genel sağlığımızın iyi olması, MS i mizin de iyi seyretmesine yardımcı olacaktır.

ü BİLİŞSEL REHABİLİTASYON PROGRAMININ İŞLEYİŞ MODELİ

ü  

ü Bilişsel problem bildiren 300 MS hastasına Nöropsikolojik  inceleme

ü İnceleme araçları;Beck depresyon ölçeği,bire bir görüşme(nöropsikolog),problemin başlangıcı sıklığıve birey için oluşturduğu güçlüklerin kaydedilmesi,Brief repeatable baterry of NP ile bilişsel tarama, FAMS ile fonksiyonel tarama(MS fonsiyonel testi 4. versiyon.

ü Bilişsel problem bildiren hastaların rehabilitasyon programına alınması

ü Program işleyişi;

ü Ölçüm ve tarama sonrası,tanıya göre sınıflama

ü Bilinçlendirme  görüşmeleri,

ü Grup terapileri

ü Özgül dikkat ve hafıza eğitimleri

ü Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı

ü Bilgisayar destekli eğitim modülü

ü Ev ödevleri

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...