Ana içeriğe atla

MS VE ÇOCUKLRDA GÖRÜLME SIKLIĞI


Çocuklar da Multiple Skleroz hastalığına yakalanabilir mi?

MS genel olarak genç yetişkin hastalığı olarak düşünülmektedir. Ancak; birkaç çalışma MS’li hastaların %2,7 – 5’i 18 yaşlarından önce tanı aldıklarını belirtmektedir. MS’li çocukların büyük çoğunluğu 10-17 yaşları arasındadır, ama bazılarına 5 yaşından önce tanı konmuştur.

MS’li yetişkinlerin çoğu, çocukluklarında ya da ergenliklerinde tekrarlayan semptomlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu durum da çocuklarda MS tanısının, yetişkinlikte daha çok semptom meydana gelene kadar ertelendiğini, geç kalındığı ihtimalini arttırmaktadır.

Çocuklarda MS’in Nedenleri Nedir?

Bu sorunun cevabını henüz bilemiyoruz. Şuan ki düşünce yetişkinlerde görülen MS hakkındaki düşüncelerle benzerdir. Hastalığın, genetik olarak yatkın olan, ayrıca bulaşıcı ajana (virüs ya da bakteri) maruz kalmak gibi çevresel nedenlerden kaynaklanan deneyimleri yaşamış bireylerde açığa çıktığına inanılmaktadır. Kimi genler ya da gen kombinasyonları, bireyi daha yatkın hale getirebilmektedir. Bir çok farklı virüs ve bakterilerin MS’te olası rolleri araştırılırken; tetikleyici nedenler henüz bulunamamıştır.

MS ölümcül bir hastalık mı?

MS ölümcül bir hastalık değildir. MS ve semptomlarının tedavisindeki gelişmeler sayesinde; çoğu MS’li insan normal ya da normale yakın yaşam süresinde yaşayabilir.

Çocuklardaki MS’in tipleri nelerdir?

MS’te değişik hastalık modellerini görmekteyiz: yineleyen-düzelen, birincil ilerleyen, ikincil ilerleyen, ilerleyen-yineleyen, iyicil MS ve kötücül MS. Tüm çocuklar yineleyen-düzelen tipte başlar, açık belirgin atakların kendi kendine ya da tedaviyle hafiflemesiyle karakterizedir. Hafifleme dönemi boyunca, yeni bir semptom ya da hastalık ilerlemesi yoktur. MS’in diğer tipleri, çocuklarda ender görülür.

Çocuklardaki MS, Yetişkinlerdeki MS’ten Farklı Mı?

MS semptomları, hem çocuklarda hem yetişkinlerde benzerdir. Ancak; bazı MS’li genç bireyler, yetişkinlerin ender yaşadıkları semptomlara sahiptir. Bunlar; halsizlik, sinirlilik, düşük derece de ateştir.

MS’li genç bireyin merkezi sinir sisteminde gelişen hastalığın ne gibi bir etkisi olduğu henüz bilinmemektedir. Erken başlangıçlı MS’in öğrenme yeteneği üzerinde etkisi olabilir. MS’li çocuklar, okul performansında, özellikle odaklanma ve kısa-süreli hafıza konularında zorluklar yaşayabilir.

MS’li Bir Çocuk Ağır Engelli Hale Gelecek Mi?

MS, kişiden kişiye değişmektedir. Yani; çocuğunuza ne olacağını tahmin etmek zordur. Yetişkin popülasyondaki istatistikler; MS hastası 3 kişiden 2’sinin baston ya da destekleyici aletlerle de olsa yürüyebildiğini söylemektedir. Bazı çalışmaların, çocuklarda MS’in ikincil ilerleyen tipteki seyri(%50’si 23 yıldan sonra) yetişkinlere göre ( %50’si 10 yıldan sonra) daha yavaş olduğunu önermelerini bilmek rahatlatıcı olabilir.

 

MS Bulaşıcı Mı? Eğer MS’li Olursam Çocuğuma Da Geçer Mi?

MS bulaşıcı değildir ve direk olarak kalıtsal da değildir.  Güncel araştırmalar; genetik faktörlerin, kimi insanları MS hastalığı için daha yatkın hale getirebildiğini göstermektedir. Aile içerisinde bu hastalığa sahip birçok birey varsa, risk daha yüksektir. Herhangi biri için ortalama risk, 800’de 1’dir. Ebeveynlerinde MS hastalığı olan bir çocuk için bu risk 100’de 2 dir. Her ne kadar belirgin bir yükseliş görülse de, kesin risk yine de oldukça azdır.

 

Çocuklara Ve Gençlere Hastalıklarını Anlatmak Önemli Mi?

Ebeveynler bazen çocuklarına MS tanısı aldıklarını söylemeliler mi merak etmektedirler.  Tanı hakkında açıkça konuşmak için çok iyi nedenler vardır.

  • Çocuklar ve gençler, iyi hissetmediklerinde bunu bilirler. Ayrıca, ebeveynlerinin duygu durumlarına ve ruh hallerine karşı çok hassaslardır. Neler olduğuna dair açık ve dürüst bir açıklama olmazsa, kendi hayal güçleriyle boşlukları doldurmaya çalışacaklardır ve gençlerin hayal güçleriyle akıllarına getirdikleri şeyler çoğunlukla gerçek durumdan daha korkunç şeyler olmaktadır.
  • Çoğu çocuğun, özellikle küçük olanların, endişe ve sorularını ifade edecekleri yeterince kelime dağarcığı ya da kavramları yoktur. Eğer ebeveynleri MS hakkında onlarla açık bir şekilde konuşursa, çocuklarına kafalarındaki şeyleri ifade etmede ihtiyacı oldukları sözcükleri verdikleri gibi bu konulardan bahsetme fırsatını da vermiş olurlar.
  • Buna ek olarak; MS’li gençlerin tanılarından sonra bir çok farklı sağlık profesyoneliyle periyodik medikal araştırmalar, değerlendirmeler ve testler boyunca süregelen ilişkileri olacaktır. Bu profesyonellerle açık ve rahat bir iletişim, güvenilir bir ilişkiyi destekleyecek ve bu deneyimlerin daha az korkutucu olmasına yardımcı olacaktır.
  • Son olarak, çocuklar ve gençler onların bakımları konusundaki kararlara dahil edilmelidir. Çocuklar kendi tedavi planlarına dahil edildikleri zaman, ilaçlarını ve diğer önerilen tedavilerini almaya daha eğilimli olurlar.

 

MS’li Çocukların Tedavi İmkanları Var Mı?

Evet. Çocuklarda MS ataklarının sayısını azaltacak tedavi imkanları vardır. Bu tedaviler, bağışıklık sistemi tepkilerini modifiye ederek çalışmaktadır.  Bağışıklık aktivitesini düşürür, böylece merkezi sinir sistemindeki kimi yıkıcı aktivite de azalır. Enjeksiyon şeklinde olan tedaviler mevcuttur.

Hastalığı modifiye eden tedavilerin yanında, MS ataklarıyla baş etmek için stereoid (kortizon) tedavileri de vardır. Steroid tedavisinin amacı, semptomları ilerleterek, iyileşme zamanını kısaltmaktır. Steroid tedavisi, MS’in uzun dönemde seyrini değiştirmemektedir veya uzun dönemde bir fayda sağlamamaktadır.

Sonuç olarak  MS  7 den yetmişe her bireyin karşılacağı bir sağlık sorunudur.
Not:Bu bilgiler bilgilendirme amaçlıdır,Mutlaka hekimlerinizden bilgi alınız

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...