Ana içeriğe atla

Hakikat Aceleye Gelmez:

 

​Hakikat Aceleye Gelmez: Modern Zaman Dervişi Spinoza

​Günümüzde bilgi, parmaklarımızın ucunda ışık hızıyla akan bir veri yığınına dönüştü. Her şeyi"biliyoruz" ama hiçbir şeyi "anlamıyoruz." Bilginin bu denli ucuzladığı, buna karşılık bilgeliğin gürültüde boğulduğu bir çağda; Spinoza, 17. yüzyılın derinliklerinden gelen o sarsılmaz ve berrak sesiyle bizi selamlıyor. O, hiçbir kalıba sığmayan, hakikati kendi hızıyla yaşayan bir modern zaman dervişidir

Kendi Işığında Bir Münzevi

​Spinoza’nın dervişliği, bir aidiyetin veya bir geleneğin taklidi değildir. O, bir mercek yontucusu titizliğiyle sadece camları değil, insan zihninin bulanık pencerelerini de parlatmıştır. Bir otoriteye ya da hazır bir öğretiye yaslanma ihtiyacı duymaz. Onun dervişliği, dışarıdan gelen bir unvan değil, içeriden fışkıran bir zorunluluktan.

Bilginin gürültüsü içinde, o sadece "olanı" olduğu gibi görmenin, yani bilgeliğin peşindedir.

​Efendilikten Parçası Olma Bilincine

​Modern insan, dünyanın ve kendi zihninin "efendisi" olma hırsıyla savrulurken; Spinoza, bir derviş vakarıyla bize asıl yerimizi hatırlatır: İnsan, evrensel dokunun sadece bir cüzüdür. Özgürlük, bu dokuyu yönetmeye çalışmak değil, onun yasalarıyla hemhal olmaktır. Spinoza için bilgelik;egonun dar koridorlarından çıkıp, doğanın (Deus sive Natura) sonsuz ve zorunlu akışına dahil olabilme cesaretidir.

​Duyguların Mimarı ve Ruhun Sükuneti

​O, insanın en yakıcı duygularını bile bir geometrik problem zarafetiyle analiz ederken, aslında o dervişane içsel disiplini sergiliyordu. Kin, nefret ve korku gibi tutkuların esaretinden kurtulmanın tek yolunun, onları "anlamak" olduğunu biliyordu. 

Bilginin hızı bizi savurup dururken, Spinoza’nın bilgeliği bizi sarsılmaz bir merkeze, ruhun o kendi kendine yeten sükunetine davet eder.

​Sonuç: Hakikatin Sabrı

​Spinoza, dışlandığı bir dünyada bile kendi içsel sarayında en özgür insan olmayı başardı. Çünkü o biliyordu ki; hakikat yavaştır, bir derviş sabrıyla ilerler; ama gün biterken yalanı mutlaka yakalar. Işığın olduğu yerde gölge, sadece bir süre varlık taklidi yapabilir.Nihayetinde öngörü içermeyen sabır bir tür yanılsamadır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...