Ana içeriğe atla

MS de Cinsel Sorunlar ve Baş edebilme Yöntemleri


MS   de Cinsel Sorunlar ve Başetme  Yöntemleri
Cinsel sorunlar MS'li kişiler tarafından sıkça yaşandığı gibi genel nüfusta da çok yaygındır. Cinsel uyarılma, merkezi sinir sisteminde başlar; beyin, sinirler ile omurilik yoluyla çalışan cinsel organlara mesajlar gönderir.
MS Semptomları ve Cinsel İşlev
 Eğer MS bu sinir yollarında bir zarar meydana getirmiş ise cinsel davranış (uyarılma ve orgazm dahi) hem erkeklerde hem de kadınlarda direkt olarak etkilenir.
  • Spastisite ilişki esnasında rahat bir pozisyon bulmada zorluk yaratabilir ve bazen ilişki sırasında veya sonra ağrıya neden olabilir.
  • Yorgunluk (Fatig) ve güçsüzlük cinsel isteği etkileyebilir.
  • Ağrı ve duysal semptomlar bazen fiziksel yakınlaşmayı rahatsız hale getirebilir.
  • Mesane ve idrar sorunları endişe veya utanca neden olabilir. Bu durum da yakınlaşmayı etkileyebilir.
  • Bilişsel semptomlar isteği, konsantrasyonu ve dikkati, romantik bir duygu ve ortam yaratmayı zorlaştırabilir.
  • İyi ya da çekici hissetmemek de sekse karşı isteği azaltabilir.
 Yakın zamanda yapılan bir çalışmada; MS’li hastaların %63’ü hastalık teşhisinin konulmasından sonra cinsel aktivitelerinde azalma yaşandığını belirtmiştir. Bu sorunların göz ardı edilmesi, yaşam kalitesini büyük oranda düşürmektedir. Ancak; hem bireyler hem de sağlık çalışanları bu konunun üzerine düşmekte yavaş kalmaktadır.
ERKEKLERİ ETKİLEYEN CİNSEL PROBLEMLER
Cinsel uyarı, tepki ve orgazm; omurilik yolu ile beyin ve cinsel organlar arasında mesaj gönderilmesini gerektirmektedir.
Eğer beyin ve omurilik boyunca MS ile alakalı sinir tahribatları varsa, erkekler ereksiyon ve boşalma problemleri yaşabilirler.
Boşalma ve Orgazm
Boşalma ve orgazm; genital bölgeden uyarılmanın ötesinde çok daha karmaşık bir süreçtir ve omurilik ve beyin arasında tam bir iletişim yoksa orgazma erişmek neredeyse imkansızdır.
MS’li erkeklerin %35-50’si boşalma problemleri yaşamaktadır. Bu sorunlara geç boşalma ya da hiç boşalamama gibi durumlar dahil edilebilir.
Ereksiyon Problemleri
MS’li erkeklerin yaklaşık %70’i ereksiyon sorunları yaşamaktadır. Bu durum,ilk görülen MS semptomlarından birkaç yıl sonra ortaya çıkmaktadır (Tabi ki, buna neden olacak diğer olası sorunlar da vardır. Örneğin; ilaçların yan etkileri ya da sağlık durumundan bağımsız sorunlar).
Sinir hasarının nerede olduğuna bağlı olarak; MS’li bir erkek genital uyarıma tepki olarak ereksiyon güçlüğü gelişebilir.
.
KADINLARI ETKİLEYEN CİNSEL PROBLEMLER
Multiple Skleroz kadında cinselliği 3 şekilde etkiler.
1.       Birincil MS kaynaklı cinsel işlev bozuklukları; direk olarak cinsel duyguları ve/veya cinsel tepkiyi etkileyen MS kaynaklı nörolojik değişikliklerin sonucunda meydana gelir. Cinsel isteğin azalması, cinsel bölgede duyarlılığın azalması (hissizlik, acı, yanma ya da rahatsızlık duyma vb.), vajinal ıslaklığın azalması, orgazmın yoğunluğunda ya da sıklığında azalma gibi sorunları içerir.
2.       İkincil cinsel bozukluklar MS kaynaklı fiziksel değişimlerle ilişkilidir. Cinsel tepkiyi dolaylı olarak etkiler. Bu; genital sistemlerle alakalı sinir sistemi yollarını dolaylı olarak içeren MS semptomlarından kaynaklanıyor olabilir. Örneğin; yorgunluk (fatig), kas sertliği, güçsüzlük, spazmlar, mesane ve idrar bozuklukları, koordinasyonda eksiklik, harekette zorluk, MS ilaçlarının yan etkileri, bilişsel zorluklar, hissizlik, ağrı, yanma ve genital bölgenin dışında genel vücut alanlarındaki rahatsızlıklar.
3.       Üçüncül cinsel işlev bozuklukları; MS’in cinselliği etkileyen psikolojik, duygusal, sosyal ve kültürel yönüyle alakalıdır. Bu duruma; benlik saygısında,duygu durumda ya da beden algısındaki olumsuz değişimler,depresyon ve kızgınlık, daha az seksi ya da çekici hissetme, cinsel olarak reddedilme korkusu, partneri cinsel olarak tatmin edememe endişeleri, partner ile yaşanan iletişim zorlukları, izolasyon ve terk edilme korkusu, suçluluk, cinsiyet rollerinin değişimi ve bağımlı hissetme gibi faktörler dahil edilebilir.
Başa çıkma Stratejileri
Azalmış Cinsel İstek
Cinsel istekte azalma, hastalar arasında en yaygın görünen endişelerdendir. Hastanın genel  hikayesi, bu soruna neden olabilecek önemli ipuçları verebilir. Cinsel istekte azalmaya neden olabilecek faktörler bir uzman tarafından incelenmelidir. Bunun nedeni ilaçların yan etkileri, depresyon, hormonal problemler ya da vücut algısındaki endişeler olabilir.
Düşük cinsel isteğe neden olabilecek kimi faktörlerde yukarda Üçüncül Cinsel İşlev Bozukluklarında bahsedilmiştir.
Diğer nedenler; partnere karşı ilgide azalma, ilişki içerisindeki öfke ve diğer kişilerarası çatışmalar, yakınlaşma ya da incinme korkusu ve güç dengesizliklerinde pasif-agresif çözümler. Tedavi, altta yatan nedene göre değişmektedir ve uzman bir psikologa başvurulmalıdır.
Genital Bölgede Duyarlılığın Azalması
Bu durum kadını, haz almak için vücudunda alternatif alanlar keşfetmeye yönlendirmelidir. Eğer partner varsa, birlikte keşfetmeye çalışabilirler.
Genel olarak cinsel iletişim ve cinsel hazzı arttırmak için sadece genital bölgeye değil, vücuttaki diğer haz verici bölgeleri keşfetmek için farklı dokunuş ve uyarmalar denenebilir. Engelli olsun ya da olmasın; bu tarz aktiviteler ile herkesin cinsel olarak gelişme potansiyeli vardır.  Bu konuda bir uzmana danışmak, size çok yardımcı olabilir. Ayrıca; yanma, acı, sızlama gibi şikayetler için bazen ilaç tedavisi etkili olabilir.
Vajinal Islaklığın Azalması
Vajinal kuruluk için cinsel aktivite esnasında uygulanabilen su bazlı kayganlaştırıcılar etkili olabilmektedir. Vazelin ya da diğer petrol bazlı ürünler kesinlikle sağlıklı değildir. Enfeksiyon riskini arttırır ve prezervatife zarar vererek etkisini azaltır.
Ayrıca; hormonal tedavi de vajinal kuruluğu gidermede etkili olabilir. Tüm bu seçenekler içerisinde size en uygun olanını hekiminize danışarak karara veriniz.
Mesane ve İdrar Sorunları
Bu sorun için katater kullanılabilir. Ayrıca; cinsel aktiviteden önce mesanenizi boşaltmak da faydalı olabilir. Bu sayede cinsel yakınlaşma sırasında beklenmeyen kaçırmalar yaşanmaz.
Sürekli katater kullanan hastaların cinsel ilişki sırasında da katateri çıkarmalarına gerek yoktur. Bu durumda ilişki esnasında bolca su bazlı kayganlaştırıcı kullanmaları gerekmektedir.
Ayrıca; pelvis kaslarını güçlendirici egzersizler de bazen mesane/idrar kontrolünü geliştirmede yardımcı olabilir.
Cinsel İlişki Esnasında Acı
Semptomların en az hissedildiği zamana göre cinsel aktiviteyi planlamak yardımcı olabilir. en rahat hissedilen pozisyonu bulmaya çalışmak, oral yolla ya da el ile uyarmak, partnerinize neyin acı verdiğini ve neyin iyi hissettirdiğini tam olarak söylemek, cinsel birleşme ya da orgazmı içermeyen diğer cinsel, erotik ve yakın aktiviteler ile vakit geçirmek de size daha iyi hissettirebilir.
Cinsel Sorunlarla Başa Çıkmak İçin İp Uçları
·         İletişim: Neyin iyi ya da kötü hissettirdiğini konuşun. Eşler aynı zamanda duygular ve endişeleri hakkında da konuşmalıdırlar. Eğer suçlamaktan ve eleştiri yapmaktan kaçınırsanız; ilişkiniz hakkında konuştuğunuzda genellikle sorunlar çözülebilir. “…hissediyorum” ve “….. isterdim” gibi ifadeler kullanmak daha yapıcı olabilir.
·         Nasıl hissettiğinizi yazın: Bazen kimi şeyleri yüksek sesle söylemek zor gelebilir.
·         Mastürbasyon: Sizin neyden hoşlandığınızı keşfetmenize yardım edebilir.
.
·         Seksi hissetmek: Genellikle kendinize ve vücudunuza iyi bakmakla ilişkilidir. İyi beslenme, egzersiz yapma, rahatlatıcı aktivitelerin tadını çıkarma ve fiziksel görünüşünüze zaman harcama gibi şeyleri deneyebilirsiniz. Hatta saç kestirmek gibi basit şeyler bile size daha iyi hissettirebilir.
·         Denemek: Yeni fikirleri deneyin. Böylece sizin için neyin iyi hissettirdiğini bulabilirsiniz. Eğer eşlerin her ikisi de birbirinin ihtiyaçları konusunda duyarlıysa; seks gelişmeye ve ilişkinin eğlenceli bir parçası olarak kalmaya devam edebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...