Ana içeriğe atla

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA BAŞAĞRISI TEHLİKELİMİDİR?


CİNSEL  BAŞ AĞRISI NEDİR?

Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında olan bir baş ağrısı tipidir. Yaşandığı dönem ve ağrı tipine göre 3 tipe ayrılır.

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA ANİ ŞİDDETLİ BAŞ AĞRISININ NEDENİ NEDİR?

İki sebebi olabilir. Önemli olan ve hayatı tehdit eden beyin kanaması bu hastalarda mutlaka ayırt edilmelidir. Bunun için özellikle ilk defa cinsel ilişki sırasında ani şiddetli baş ağrısı yaşayan hastalar mutlaka acil olarak doktora başvurup beyin kanaması geçirmediklerini ispat etmeleri gerekir. Hastada eğer beyin kanaması tanısı konmaz ise ve hastanın anlattıkları hastalığı karşılıyor ise cinsel baş ağrısı tanısı konulabilir

ANİ PATLAYICI TİPTE CİNSEL BAŞ AĞRISI NASIL TANINIR?

Seksuyel baş ağrıları arasında en sık gözlenen tiptir. Az öncede bahsettiğimiz gibi ilk atak ağrısında beyin kanaması tanısı almayan hastaların baş ağrısı baş ağrısı tipiktir. Orgazmdan hemen önce veya orgazm sırasında başlayan şiddetli bir ağrıdır. Ensede ve başın üst kısmında ağırlıklı olarak gözlenir. Başın her iki tarafında hissedilir. 15 dakika içinde yavaşça azalarak kaybolur ancak bazı hastalar 2 gün devam eden az bir ağrı şikâyetinde bulunabilir.

DURGUN TİP CİNSEL BAŞ AĞRISININ ÖZELLİKLERİ NEDİR?

Cinsel baş ağrısının ikinci tipi tipidir. İlişkinin erken dönemlerinde genellikle enseden başlar. İlişki esnasında başı saç bandı şeklinde sarmaya başlar. Orgazm sırasında en şiddetli halini alır. Orgazm sonrası hızlı bir şekilde ağrı kaybolur. Eğer orgazm olmadan ilişki kesilir ise yine ağrı hızla kaybolur.

POZİSYONEL TİPTE SEKSUAL BAŞ AĞRISI?

Patlayıcı tipte olduğu gibi orgazım sırasında başlar ve biter. Ancak farklı olarak ayağa kalkınca baş ağrısı yeniden başlar.

HANGİ HASTAYA MRI ÇEKİLMELİDİR?

Cinsel  baş ağrısı olan her hastadan diğer hastalıkları ayırt etmek için MRI istenmelidir.

Oldukça sık rastlanan  Cinsel Baş Ağrısı tipi mutlak biçimde Nöroloji uzmanı takibinde tedavi edilmelidir

.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bilişsel Tükenmişlik Nedir?

Bilişsel Tükenmişlik: Zihniniz "RAM" Uyarısı Veriyor Olabilir mi? ​ Yazar: Ayhan Bingöl Kategori: Nöropsikoloji / Davranış Değişimi / Beyin Sağlığı ​ "Başlangıçta eylem vardı." — Goethe ​Goethe’nin bu tespiti, modern çağın "bilişsel felci" karşısında bugün her zamankinden daha anlamlı. Zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında; analiz ediyor, planlıyor, kaygılanıyor... Ama tüm bu zihinsel trafik içinde asıl önemli olanı, yani "eylemi" ve "akışı" kaybediyoruz. İşte bu zihinsel tıkanıklık, karşımıza modern dünyanın en sinsien sinsi yorgunluğu olarak çıkıyor: Bilişsel Tükenmişlik. ​Bilişsel Tükenmişlik Nedir? ​Beyni bir bilgisayar gibi düşünürsek; Bilişsel Tükenmişlik, işlemcinin (prefrontal korteks) aşırı ısınması ve geçici belleğin (RAM) dolmasıdır. Sabah henüz kahvenizi yudumlamadan düşen bildiriml​Belirtileri Nasıl Tanırsınız? ​Eğer aşağıdaki durumları sık yaşıyorsanız, beyniniz size "dur" diyor olabilir: ​Kara...

Çağın Vebası Dürtü Kontrol Bozukluğu

  Dürtü Kontrol Bozukluğu: Aile ve İlişkilerdeki "Görünmez" Engel Anlık bir öfke patlaması, düşünmeden söylenen kırıcı bir söz veya sonu düşünülmeyen bir eylem... Dürtü Kontrol Bozukluğu (DKB), sadece bireysel bir psikolojik durum değil, aynı zamanda aile içi dinamikleri ve partner ilişkilerini sarsan bir fırtınadır. Peki, kontrol edilemeyen bu dürtüler en yakınlarımızla olan bağlarımızı nasıl etkiliyor? Dürtü Kontrol Bozukluğu Nedir? En temel tanımıyla DKB; bireyin kendine veya başkasına zarar verebilecek bir eylemi gerçekleştirme dürtüsüne karşı koyamamasıdır. Bu durum bir "karakter zayıflığı" değil, nöropsikolojik bir süreçtir. Ancak bu sürecin sosyal yansımaları, özellikle en güvenli limanımız olan aile içinde derin yaralar açabilir. 1. Aile Dinamiklerinde DKB: Huzurdan Kaosa Aile, duygusal bir alışveriş merkezidir. Dürtü kontrolü zayıf bir bireyin varlığı, bu alışverişteki dengeyi bozar. İletişim Kazaları: Düşünmeden hareket etme eğilimi, aile içinde "s...

Hakkımda

  Ayhan Bingöl Psikolog Anlamak, Öğrenmek ve Üretmek Üzerine Bir Yolculuk 1991 yılında İstanbul Üniversitesi’nde psikoloji ve sosyoloji sıralarında başlayan hikayem, o günden bu yana temel bir amaç etrafında şekillendi: İnsanı anlamak , yeni bilgileri öğrenmek ve bu birikimi faydalı araçlara dönüştürerek üretmek . Meslek hayatım boyunca bu üç fiilin izini sürerek hem klinik sahada hem de bilimsel çalışmalarda yer almaya gayret ettim. Klinik Deneyim ve Akademik Katkı 1994 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile başlayan klinik yolculuğum, 2006-2023 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı bünyesinde, özellikle MS (Multipl Skleroz) ve baş ağrısı alanlarında devam etti. Bu uzun süreçte araştırmacı klinisyen psikolog olarak pek çok hastanın tedavi sürecine eşlik etme şansı buldum Prof.DR.Aksel Siva gibi bir fikir llideri ile yakın çalışma fırsatı bulmak kişisel tarihim açısından dönüm noktası olmuştur. Prof. DR.Aksel siv...